Atatürk İlkeleri ve İnkılapları KPSS Tarih Ders Notları

Atatürk İlkeleri ve İnkılapları ders notu; Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Laiklik ve İnkılapçılık ilkeleriyle bu ilkeler doğrultusunda yapılan inkılapları açıklar. KPSS tarih sınavında sık karşılaşılan ilke-inkılap ilişkisini çalışmak için hazırlanan bu KPSS tarih ders notları, kavramların ayırt edici yönlerini ve ilgili düzenlemeleri toplu biçimde görmeye yardımcı olur. Online KPSS tarih ders notları KPSS tarih, MEB AGS ve ÖABT sınavlarına sizleri eksiksiz hazırlayacaktır. KPSS özet ders notları tekrar yapmak isteyen öğrenciler için kullanışlı bir içeriktir.

ATATÜRK İLKELERİ

Millî Mücadele’ye liderlik yapan Mustafa Kemal Atatürk; bu mücadelenin başarıya ulaşabilmesi, millî birlik ve beraberliği sağlamak ve sürdürmek için olağanüstü bir gayret göstermiştir. Millî Mücadele’nin başarıyla neticelenmesinden sonra da milletimizi tam bağımsız olarak refah ve huzur içinde yaşatabilmek için çalışmalarına devam etmiştir. Aklın ve bilimin rehberliğinde, millî kültürümüzü çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkarmak, devlet yönetiminde millî egemenliği esas kılmak için fikirler üretmiştir. Geliştirilen bu fikirler ve yapılan çalışmalar Atatürk İlkeleri‘nin doğmasına zemin hazırlamıştır.

Cumhuriyetçilik

  • Cumhuriyet; millet iradesini ve demokratik yaşam biçimini esas alan bir yönetim şeklidir.
  • Egemenliğin (söz söyleme, karar verme yetkisinin) bir zümreye değil, milletin kendisine ait olmasıdır.
  • Yöneticiler halk tarafından belli bir süre için seçilir ve halkın ihtiyaçlarına göre hareket ederler.
  • Anahtar Kelimeler: Millî egemenlik, millî irade, seçim, çok partili hayat, demokrasi.

Cumhuriyetçilik İlkesi Doğrultusunda Yapılan İnkılaplar

  • TBMM’nin açılması
  • 1921 ve 1924 Anayasalarının yapılması
  • Saltanatın kaldırılması
  • Cumhuriyetin ilan edilmesi
  • Halifeliğin kaldırılması
  • Siyasal partilerin kurulması (Örn: Cumhuriyet Halk Fırkası, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, Serbest Cumhuriyet Fırkası)
  • Ordunun siyasetten ayrılması (Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Vekaleti‘nin kaldırılması)
  • Kadınlara siyasi hakların verilmesi (1930 Belediye, 1933 Muhtarlık, 1934 Milletvekili seçme ve seçilme hakları)
  • İki dereceli seçim sisteminden tek dereceli seçim sistemine geçilmesi (1946)

Milliyetçilik

  • Aynı ırktan gelmek değil; aynı duyguya sahip, aynı ülkü etrafında toplanan, dil, tarih ve kültür birliği bulunan insanlar bütününe millet denir.
  • Millî Mücadele‘deki başarının sırrı, vatan ve millet sevgisi ile birlik ve beraberliği esas alan milliyetçilik anlayışıdır.
  • Özellikleri: Din veya ırk ayrımı yapmaz (birleştiricidir). Halka hizmeti esas aldığı için Halkçılık ilkesiyle bütünleşir. Yerli ve millî olanı korur, yabancı unsurlara ayrıcalık tanımaz.
  • Anahtar Kelimeler: Millî birlik ve beraberlik, ortak dil/tarih, tam bağımsızlık, millîleşme/devletleştirme.

Milliyetçilik İlkesi Doğrultusunda Yapılan İnkılaplar

  • Kapitülasyonların kaldırılması
  • İstiklal Marşı’nın kabulü
  • İzmir İktisat Kongresi’nin yapılması (Misak-ı İktisadi kararları)
  • Yabancı şirketlerin millîleştirilmesi (satın alınması)
  • Türk Parasını Koruma Kanunu‘nun çıkarılması
  • Kabotaj Kanunu’nun çıkarılması (Türk denizlerinde Türklere ticaret hakkı verilmesi)
  • Türk Tarih Kurumu’nun kurulması
  • Türk Dil Kurumu’nun kurulması
  • Yabancı okulların ayrıcalıklarının kaldırılarak Millî Eğitim Bakanlığına bağlanması
  • Yabancı okullarda Türkçe, tarih ve coğrafya derslerinin Türk öğretmenler tarafından okutulması

Halkçılık

  • Bütün vatandaşların yasalar önünde eşit olmalarını, devlet imkânlarından eşit yararlanmalarını esas alan ve ayrıcalıkları reddeden ilkedir.
  • Atatürk’ün Sözü: “Millete efendilik yoktur, hizmet etme vardır.”
  • Toplumsal adalet ve barışı sağlar. Temel hak ve özgürlükleri güvence altına alır.
  • Bütünleyici İlişkisi: Demokrasi ve millet egemenliğini esas aldığı için Cumhuriyetçilik ilkesinin; devletin halka hizmet (sosyal devlet) götürmesini gerektirdiği için Devletçilik ilkesinin tamamlayıcısıdır.
  • Anahtar Kelimeler: Eşitlik, ayrıcalıksız toplum, sosyal devlet, adalet.

Halkçılık İlkesi Doğrultusunda Yapılan İnkılaplar

  • Aşar (Öşür) vergisinin kaldırılması (Çiftçinin üzerindeki ağır yükün alınması)
  • Hukuk birliğinin sağlanmasıyla kanun karşısında eşitliğin sağlanması
  • Azınlıkların Türk vatandaşı sayılarak ayrıcalıklarının sona erdirilmesi
  • Soyadı Kanunu‘nun çıkarılması
  • “Ağa, hacı, hoca, hafız, molla, bey” gibi ayrıcalık belirten unvanların kaldırılması
  • Türk Medeni Kanunu’nun kabul edilmesiyle sosyal ve ekonomik hayatta kadın-erkek eşitliğinin sağlanması
  • Kadınlara siyasi alanda yönetime katılma hakkı tanınması

Devletçilik

  • Özel sektörün yetersiz kaldığı durumlarda, yatırımların devlet tarafından yapılmasını öngören ekonomi politikasıdır.
  • Ortaya Çıkış Nedeni (Zorunluluk): Cumhuriyetin ilk yıllarında halkın elinde yeterli sermaye olmaması, teknik bilgi eksikliği ve 1929 Dünya Ekonomik Krizi‘nin olumsuz etkileri devletçiliğe geçişi zorunlu kılmıştır.
  • Siyasi Yönü: Tam bağımsızlık için ekonomik bağımsızlık şarttır. Osmanlı’dan kalan yabancı işletmelerin millîleştirilmesi bu ilkeyle de ilgilidir.
  • Anahtar Kelimeler: Ekonomi, yatırım, banka, fabrika, kalkınma planları.

Devletçilik İlkesi Doğrultusunda Yapılan İnkılaplar

  • Teşvik-i Sanayi Kanunu‘nun çıkarılması (Özel sektörü desteklemek için çıkarılmış ancak başarısız olunca Devletçiliğe geçilmiştir)
  • I. Beş Yıllık Sanayi Planı‘nın yapılması ve uygulanması (Dokuma, maden, selüloz, kimya fabrikalarının kurulması)
  • Sanayi yatırımlarını desteklemek için Sümerbank ve Etibank’ın kurulması
  • Devlet bankalarının ve Merkez Bankası‘nın kurulması
  • Devlet Demir Yollarının kurulması
  • Temel tüketim mallarının fiyatlarının devlet tarafından belirlenmesi

Laiklik

  • Devlet işlerinin herhangi bir dinin kurallarına göre değil, aklın ve bilimin rehberliğinde yürütülmesidir.
  • Egemenliğin kaynağı millettir. Hukuk kuralları akıl ve bilimi referans alır.
  • Din, vicdan ve ibadet hürriyetini sağlar. Sahte dindarlıkla mücadele ederek gerçek dindarlığın gelişmesine zemin hazırlar. Devlet, tüm inançlara karşı eşit mesafededir.
  • Anahtar Kelimeler: Akılcılık, bilimsellik, din ve vicdan hürriyeti, dogmatizmin reddi.

Laiklik İlkesi Doğrultusunda Yapılan İnkılaplar

  • Saltanatın kaldırılması
  • Halifeliğin kaldırılması (Laikliğe geçişin en önemli aşamasıdır)
  • Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun çıkarılması (Eğitimde laikleşme)
  • Şer’iyye ve Evkaf Vekâleti’nin kaldırılması (Yerine Diyanet İşleri ve Vakıflar Genel Müdürlüğü kuruldu)
  • Medreselerin kapatılması
  • Tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması
  • İbadet yerleri dışında dinsel kıyafet ve sembollerle dolaşılmasının yasaklanması (Kılık Kıyafet Kanunu)
  • Türk Medeni Kanunu’nun kabul edilmesi (Hukukta laikleşme)
  • 1928’de anayasadan “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin dini İslâm’dır.” maddesinin çıkarılması
  • 1937’de Atatürk ilkelerinin (ve Laikliğin) anayasaya dâhil edilmesi

İnkılapçılık

  • Devlet düzenini ve toplumsal yapıyı daha iyi duruma getirmek için köklü değişiklikler yapılmasıdır.
  • Çağın gerisinde kalmamak, aklın ve bilimin rehberliğinde sürekli değişimi ve gelişimi öngörmektedir.
  • Atatürk ilkelerinin donup kalmasını engeller, sisteme dinamizm katar.
  • Anahtar Kelimeler: Çağdaşlaşma, muasır medeniyetler seviyesi, sürekli değişim, yenilik.

ATATÜRK İNKILAPLARI

SİYASİ ALANDA YAPILAN İNKILAPLAR

Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922)

  • Sebep: Hem İstanbul Hükûmeti’nin hem de Ankara’daki TBMM’nin varlığı ülkede ikilik yaratıyordu. İtilaf Devletleri, Lozan Barış Konferansı‘na ikiliği kullanmak amacıyla her iki hükûmeti de davet edince TBMM harekete geçti.
  • Gelişme: 1 Kasım 1922’de TBMM’nin kabul ettiği kanunla saltanat kaldırıldı. Osmanlı Devleti resmen sona erdi.
  • Halifelik Durumu: İngilizlerin halifelik makamını kendi çıkarları için kullanmasını engellemek amacıyla halifelik saltanattan ayrıldı ve Osmanlı hanedanından Abdülmecit Efendi, TBMM tarafından Halife seçildi (Siyasi yetkisi elinden alındı).
  • Sonuç: Millî egemenlik anlayışı kökleşti. Cumhuriyete giden yol açıldı. Lozan’da ikilik çıkması engellendi. (Not: I. TBMM’nin yaptığı tek inkılaptır).

Ankara’nın Başkent Oluşu (13 Ekim 1923)

  • Sebep: Ankara’nın Millî Mücadele’nin merkezi olması, askerî açıdan güvenli konumu (İstanbul’un savunulmasının zorluğu) ve yeni millî devletin yeni bir merkez gereksinimi.
  • Gelişme: İsmet Paşa ve arkadaşlarının yasa teklifiyle 13 Ekim 1923’te Ankara resmen Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti ilan edildi.

Cumhuriyetin İlanı (29 Ekim 1923)

  • Sebep: Yeni devletin rejiminin ve adının henüz konulmamış olması (Devlet başkanlığı sorunu). Dönemin meclis hükûmeti sisteminin tıkanması ve hükûmetin kurulamaması (Ekim Bunalımı / Kabine Buhranı).
  • Gelişme: 29 Ekim 1923’te cumhuriyet ilan edildi.
  • Sonuçları:
  • Devletin rejimi (Cumhuriyet) ve adı (Türkiye Cumhuriyeti) belirlendi.
  • Cumhurbaşkanlığı makamı oluşturularak devlet başkanlığı sorunu çözüldü.
  • Meclis hükûmeti sisteminden Kabine Sistemine geçildi (Başbakanlık makamı oluşturuldu).
  • İlk Cumhurbaşkanı: Mustafa Kemal Atatürk
  • İlk Başbakan: İsmet İnönü
  • İlk TBMM Başkanı: Ali Fethi Okyar

Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924)

  • Sebep: Halifeliğin yeni devlet yapısı ve cumhuriyet rejimiyle çelişmesi. Halife Abdülmecit Efendi’nin devlet başkanı gibi davranması ve saltanat yanlılarının bu makam etrafında toplanması.
  • Sonuçları:
  • Laikliğe geçişin en önemli aşaması gerçekleşti.
  • Devletteki iki başlılık tamamen ortadan kalktı.
  • İnkılapların yapılması için uygun ortam sağlandı.
  • Ümmetçi toplum yapısından milliyetçi/laik toplum yapısına geçiş hızlandı.
  • Aynı Gün (3 Mart 1924) Yapılan Diğer Yenilikler:
  • Tevhid-i Tedrisat Kanunu kabul edildi.
  • Şer’iyye ve Evkaf Vekâleti kaldırıldı.
  • Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Vekâleti kaldırıldı.
  • Osmanlı hanedan mensuplarının yurt dışına çıkarılması kararlaştırıldı.

Anayasa Hareketleri

  • 1921 Anayasası (Teşkilat-ı Esasiye): I. TBMM tarafından savaş şartlarında hazırlanan, kısa, öz ve olağanüstü hâl anayasasıdır. Güçler birliği ilkesi vardır. Temel hak ve özgürlüklere yer verilmemiştir. (Türkiye Devleti’nin ilk anayasasıdır). 1923 değişikliği ile “Devletin rejimi Cumhuriyet, dini İslam, dili Türkçe” maddeleri eklenmiştir.
  • 1924 Anayasası: Değişen şartlara uygun olarak hazırlanan daha geniş kapsamlı anayasadır.
  • Egemenlik kayıtsız şartsız millete aittir.
  • Devletin rejimi cumhuriyet, başkenti Ankara, resmî dili Türkçe, dini İslam’dır.
  • Güçler ayrılığına doğru geçiş başlamış (Yasama Meclise, Yürütme Hükûmete, Yargı Bağımsız Mahkemelere) ancak “Karma Sistem” benimsenmiştir.
  • 1924 Anayasası’ndaki Önemli Değişiklikler:
  • 1928: “Devletin dini İslam’dır” ibaresi çıkarıldı (Laikleşme).
  • 1930, 1933, 1934: Kadınlara siyasi haklar (Belediye, Muhtar, Vekil) verildi.
  • 1937: Atatürk İlkeleri anayasaya eklendi.

HUKUK ALANINDA YAPILAN İNKILAPLAR

Çağdaş Hukuk Sistemine Geçilmesi

  • Osmanlı’daki şer’i (dinî) ve örfi (geleneksel) hukuk ikiliğine son verilmek istenmiştir.
  • Akılcı, bilimsel, laik ve millî esaslara dayanan modern hukuk hedeflenmiş; Avrupa’dan kanunlar uyarlanmıştır.
  • Uyarlamalar:
  • 1926 Türk Ceza Kanunu: İtalya’dan
  • 1926 Türk Medeni Kanunu: İsviçre’den
  • 1929 Ticaret Kanunu: Almanya’dan
  • 1932 İcra ve İflas Kanunu: İsviçre’den

Türk Medeni Kanunu’nun Kabul Edilmesi (17 Şubat 1926)

  • Osmanlı’nın medeni kanunu olan Mecelle, laik bir temele dayanmadığı için ihtiyaçları karşılayamıyordu.
  • En son tarihli olması, sorunlara pratik çözümler sunması ve laik yapısı nedeniyle İsviçre Medeni Kanunu örnek alındı.
  • Medeni Kanun’un Getirdikleri:
  • Tek eşle evlilik kabul edildi ve yaş sınırı getirildi.
  • Resmî nikâh zorunlu hâle getirildi (Evlilikte kadının rızası şart koşuldu).
  • Mirasta ve şahitlikte kadın-erkek eşitliği sağlandı.
  • Kadınlara boşanma ve istediği meslekte çalışma hakkı verildi.
  • Patrikhane ve konsoloslukların yargı (mahkeme) yetkileri sona erdi.
  • Sonuç: Sosyal ve ekonomik hayatta kadın-erkek eşitliği sağlandı. Azınlıklar kendi istekleriyle Türk kanunlarına tabi olmayı kabul edince Avrupalıların iç işlerimize karışma bahanesi ortadan kalktı. Hukukta ikilik bitti.
  • Hukuk Alanındaki Diğer Gelişmeler: Ankara Hukuk Mektebi açıldı (1925 – Cumhuriyetin ilk yükseköğretim kurumu). Yeni mahkemeler ve tapu sicil teşkilatları kuruldu.

EĞİTİM VE KÜLTÜR ALANINDA YAPILAN İNKILAPLAR

  • Osmanlı’daki “mektepli-medreseli” veya “yabancı okul-azınlık okulu” ayrımı toplumda kültür çatışmasına ve devletin denetim zafiyetine yol açıyordu.
  • Amaç: Millî, laik, çağdaş ve uygulamalı bir eğitim sistemi kurmak. (Kurtuluş Savaşı sürerken toplanan 1921 Maarif Kongresi bu vizyonun ilk adımıdır).

Tevhid-i Tedrisat Kanunu (3 Mart 1924)

  • Gelişme: Eğitimde birliği sağlamak amacıyla ülkedeki bütün okullar Millî Eğitim Bakanlığına (Maarif Vekâletine) bağlandı.
  • Sonuçları:
  • Eğitim öğretimde birlik sağlandı. Kültür çatışmaları önlendi.
  • Eğitim laikleşti ve millîleşti.
  • Yabancı okulların zararlı faaliyetleri denetim altına alındı.
  • 11 Mart 1924’te medreseler kapatıldı. Din görevlisi ihtiyacı için İlahiyat Fakültesi ve İmam-Hatip okulları açıldı.
  • Maarif Teşkilatı Kanunu (1926): Devletin izni olmadan okul açılamayacağı karara bağlandı. Bugünkü eğitim sisteminin müfredat temelleri atıldı.

Harf İnkılabı (1 Kasım 1928) ve Millet Mektepleri (1 Ocak 1929)

  • Sebep: Arap alfabesinin Türk dil yapısına uymaması, okuma-yazmanın zor olması ve halk ile aydınlar arasındaki kopukluk.
  • Gelişme: 1 Kasım 1928’de Yeni Türk Alfabesi (Latin esaslı) kabul edildi.
  • Millet Mektepleri: Yeni alfabeyi halka öğretmek ve okuryazar oranını artırmak için kuruldu. 24 Kasım 1928’de Atatürk’e “Başöğretmen” unvanı verildi.
  • Sonuç: Konuşma ve yazı dili arasındaki uyumsuzluk giderildi. Okuryazar oranı hızla arttı.

Türk Tarih Kurumu (15 Nisan 1931)

  • Sebep: Osmanlı’daki ümmetçi ve hanedancı tarih anlayışını yıkıp yerine millî tarih anlayışını getirmek. Avrupalıların “Türkler sarı ırktandır, barbardır” iftiralarını bilimsel yollarla çürütmek.
  • Gelişme: “Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti” adıyla kuruldu, sonra Kurum adını aldı.
  • Sonuç: Türklerin köklü geçmişi araştırıldı. İlk kazılar başladı. Atatürk’ün ismini verdiği Belleten dergisi yayın hayatına başladı.

Türk Dil Kurumu (12 Temmuz 1932)

  • Sebep: Türkçeyi Arapça ve Farsça kelimelerin boyunduruğundan kurtarmak. Türkçe-Osmanlıca ikiliğine son vererek halk ile aydın arasındaki dil farkını kapatmak.
  • Gelişme: “Türk Dilini Tetkik Cemiyeti” adıyla kuruldu.
  • Sonuç: Türkçenin zenginliği ortaya çıkarıldı. Türkçe, bilim ve sanat dili hâline getirildi. (Eğitim faaliyetlerini desteklemek için 1935’te Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi açıldı). Atatürk, mirasının bir bölümünü TTK ve TDK’ya bağışladı.

Üniversite Reformu (1933)

  • Sebep: Osmanlı’dan kalan Darülfünun‘un çağdaş ihtiyaçları ve inkılapları savunamaması, bilimsel araştırmalarda yetersiz kalması.
  • Gelişme: İsviçreli Prof. Albert Malche‘nin hazırladığı rapor doğrultusunda Darülfünun kapatılarak yerine İstanbul Üniversitesi kuruldu (Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk üniversitesi).
  • Bilimsel düşünce ve araştırma teşvik edildi. Gazi Eğitim Enstitüsü, Yüksek Ziraat Enstitüsü gibi kurumlar açıldı.

Güzel Sanatlar ve Spordaki Gelişmeler

  • Sanat: Sanayi-i Nefise Mektebi, Güzel Sanatlar Akademisi‘ne dönüştürüldü. Ankara’da Musiki Muallim Mektebi açıldı (1924). Resim ve Heykel Müzesi kuruldu.
  • Spor: Türkiye’nin ilk resmî spor teşkilatı olan Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı kuruldu (1922). Atatürk özellikle güreşe büyük önem vererek millî sporcuları destekledi.

TOPLUMSAL ALANDA YAPILAN İNKILAPLAR

Toplumsal Alanda Yapılan Yenilikler

  • Şapka Kanunu (1925)
  • Tekke, Zaviye ve Türbelerin Kapatılması (1925)
  • Takvim, Saat ve Ölçülerde Değişiklik
  • Soyadı Kanunu (1934)

Şapka Kanunu ve Kıyafette Değişim (30 Kasım 1925)

  • Sebep: Kılık ve kıyafetin kültürün bir yansıması olması; Osmanlı’nın çok uluslu yapısı nedeniyle toplumda din, milliyet, meslek ve statüye (şehirli/köylü) göre ayrıştırıcı bir giyim karmaşasının bulunması.
  • Amaç: Mustafa Kemal‘in, Türk toplumunu kıyafet konusunda çağdaş ve eşitlikçi bir görünüme kavuşturmak istemesi. Çağdaş görünümden uzak olan fesin yerine Batı tarzı şapkanın benimsenmesi.
  • Gelişme: Mustafa Kemal, 24 Ağustos 1925‘te Kastamonu seyahati sırasında şapka takarak bu yeniliği bizzat halka tanıtmıştır.
  • Sonuç (Kanunlaşma): Halkın olumlu tepkisi üzerine 25 Kasım 1925‘te TBMM‘de “Şapka Giyilmesi Hakkında Kanun” kabul edilmiş, devlet memurlarına şapka giyme zorunluluğu getirilmiştir.
  • Dini Kıyafetler Düzenlemesi: 3 Aralık 1934 tarihli “Bazı Kisvelerin Giyilmeyeceğine Dair Kanun” ile din görevlilerinin (hangi dinden olursa olsun) ibadethaneler dışında dini kıyafetlerle dolaşmaları yasaklanmıştır.
  • İstisnalar: Diyanet İşleri Başkanı, Rum Patriği ve Ermeni Patriği gibi en üst düzey din temsilcileri bu yasağın dışında tutulmuştur.
  • Kadın Kıyafeti Durumu: Türk inkılabı, kadın kıyafetleri konusunda zorlayıcı yasal bir düzenleme getirmemiş; kadınların çağdaş giyime geçişi doğal sürecine ve sivil toplumun dinamiklerine bırakılmıştır.

Tekke, Zaviye ve Türbelerin Kapatılması (30 Kasım 1925)

  • Kavramsal Bilgi: Tarikat mensuplarının ibadet ettikleri büyük yerlere tekke, küçüklerine ise zaviye denir.
  • Tarihsel Arka Plan: Selçuklular döneminde Anadolu’nun, Osmanlılar döneminde Rumeli’nin Türkleşmesi ve İslamlaşmasında tekkeler büyük rol oynamıştır. İlk dönemlerde birlik ve beraberliği sağlamış, devlet-toplum uzlaşmasına katkı sunmuşlardır.
  • Kapatılma Sebepleri: – Zamanla kuruluş amaçlarından ve uzlaştırıcı rollerinden uzaklaşmaları.
  • Kurumdaki görevlilerin şahsi menfaatleri için halkın dini duygularını istismar etmesi.
  • Millî Mücadele yıllarında yabancı ajanların bazı tekkelere sızarak halkı isyana teşvik etmesi.
  • Cumhuriyet ilanından sonra şeyh unvanlı kişilerin devlete karşı ayaklanmalar (örneğin Şeyh Sait İsyanı) çıkarması.
  • Sonuç: 1925 yılında “Tekke ve Zaviyelerin Kapatılması Hakkındaki Kanun” çıkarılmıştır.
  • Getirilen Yasaklar: Şeyh, derviş, mürit, dede, seyit, çelebi, türbedar gibi ayrıcalık belirten unvanların kullanımı ve bu unvanları temsil eden kıyafetlerin giyilmesi yasaklanmıştır.
  • Hedef ve İlke Bağlantısı: Toplumsal alanda eşitliğin sağlanması hedeflendiği için Halkçılık; dinin istismar edilmesi engellenip akıl ve bilime dayalı bir toplum hedeflendiği için doğrudan Laiklik ilkesi ile ilgilidir.

Takvim, Saat ve Ölçülerde Değişim

  • Sebep: Osmanlı’da takvim (Hicri/Rumi), saat (Alaturka), rakam ve ölçü (arşın, endaze, okka) birimlerinde ülke içinde birlik olmaması ve bu sistemlerin Batılı devletlerden farklı olması.
  • Sorun: Bu farklılıklar, Avrupa devletleriyle olan ekonomik, ticari ve resmi ilişkilerde (ikili ilişkilerde) büyük kargaşaya ve zorluklara yol açmıştır.
  • Yapılan Yenilikler:
  • Takvim (1 Ocak 1926): Hicri ve Rumi takvim bırakılarak uluslararası Miladi takvim uygulamasına geçilmiştir.
  • Saat: Alaturka saat yerine uluslararası saat sistemine (24 saatlik dilim) geçilmiştir.
  • Rakamlar (1928): “Uluslararası Rakamların Kabulü Kanunu” ile Batı’nın kullandığı uluslararası rakamlar kabul edilmiştir.
  • Ölçü Birimleri (1931): Bölgeden bölgeye değişen arşın, endaze, okka kaldırılarak ağırlıkta kilogram, uzunlukta metre sistemine geçilmiştir.
  • Hafta Tatili (1935): Avrupa ile ekonomik/ticari uyumu tam sağlamak amacıyla resmi tatil Cuma gününden Pazar gününe alınmıştır.
  • Sonuç: Ülke içinde uygulamada ikilikler ve kargaşa önlenmiş (birlik sağlanmış), Batılı devletlerle sosyal ve ekonomik uyum/entegrasyon sağlanmıştır. (Doğrudan İnkılapçılık ilkesi ile ilgilidir).

Soyadı Kanunu (21 Haziran 1934)

  • Sebep: Osmanlı’da insanların lakap, şöhret veya memleket isimleriyle anılması; soyadı olmamasının askerlik, tapu, miras ve okul gibi resmî işlemlerde büyük karışıklıklara yol açması.
  • Temel Prensip: Halkçılık ilkesi gereği ayrıcalıksız, sınıfsız ve kaynaşmış bir toplum yaratma ideali.
  • Kanunun İçeriği (21 Haziran 1934):
  • Herkes iki yıl içinde bir soyadı almak zorundadır.
  • Soyadları mutlaka Türkçe olacaktır (Milliyetçilik ilkesiyle bağlantılı).
  • Soyadları ahlaka aykırı olmayacak; rütbe, memuriyet, yabancı ırk/millet isimleri ve sosyal eşitsizlik yaratan vurgular içermeyecektir.
  • Unvanların Kaldırılması (26 Kasım 1934): Soyadı Kanunu’nu tamamlayıcı olarak “Lakap ve Unvanların Kaldırılmasına Dair Kanun” çıkarılmış; ağa, hacı, hafız, hoca, molla, bey, beyefendi, hanım, hanımefendi, paşa, hazretleri gibi unvanların resmî kullanımı yasaklanmıştır.
  • Atatürk Soyadı: Kanuna uygun olarak 24 Kasım 1934‘te TBMM tarafından oybirliği ile Gazi Mustafa Kemal Paşa‘ya “Atatürk” soyadı verilmiştir.
  • Sonuç: Resmî işlerdeki kargaşa bitti, toplumsal hayatta Halkçılık ilkesi doğrultusunda eşitlik sağlandı.

Türk Kadınına Verilen Haklar

  • Tarihsel Arka Plan: İlk Türk devletlerinde kadın siyasette aktiftir (Hatun‘un Kurultay‘a katılması, elçi kabul etmesi). Millî Mücadele‘de ise Türk kadını vatan savunmasında ön saflarda yer almıştır.
  • Eğitim Hakkı (1924): 1924 Tevhid-i Tedrisat Kanunu ve Anayasa’ya eklenen madde ile ilköğretim kadın ve erkek tüm vatandaşlar için zorunlu ve ücretsiz hale getirilmiştir.
  • Sosyal ve Ekonomik Haklar (1926 Medeni Kanun): – Kadınlar evlenme, boşanma, miras ve şahitlik konularında erkeklerle tam eşit haklara sahip olmuştur.
  • İstedikleri mesleği seçme hakkı verilmiştir.
  • Önemli Sınav Notu: 1926 Medeni Kanunu ile kadınlara KESİNLİKLE siyasi hak (seçme/seçilme) VERİLMEMİŞTİR. Sadece sosyal ve ekonomik eşitlik sağlanmıştır.
  • Siyasal Haklar (1930 – 1933 – 1934): Siyasal alanda eşitlik kademeli olarak sağlanmıştır.
  • 1930: Belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı.
  • 1933: Muhtarlık seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı.
  • 1934: Anayasa değişikliği ile Milletvekili seçme ve seçilme hakkı.
  • Sonuç: Kadınlar hayatın her alanında erkeklerle eşit konuma gelmiş, demokratik toplumun temeli atılmıştır. 1935 seçimlerinde meclise 18 kadın milletvekili girmiştir.

EKONOMİK ALANDA YAPILAN İNKILAPLAR

Ekonomi Alanında Yapılan Yenilikler

  • Türkiye İktisat Kongresi (1923)
  • Aşar Vergisi’nin Kaldırılması (1925)
  • Kabotaj Kanunu (1926)
  • Teşvik-i Sanayi Kanunu (1927)

Türkiye İktisat Kongresi ve Millî Üretim Seferberliği (17 Şubat – 4 Mart 1923)

  • Toplanma Amacı: Yeni devletin ekonomik koşullarını belirlemek, ortak kalkınma hedefleri koymak ve dışa bağımlılığı bitirecek yöntemleri araştırmak.
  • Kongre Yapısı: İzmir‘de, Kâzım (Karabekir) Paşa başkanlığında toplanmıştır. Çiftçi, sanayici, tüccar ve işçi kesimlerinden 1135 delege katılmıştır.
  • Alınan Kararların Adı: “Misak-ı İktisadi” (Ekonomi Andı) kabul edilmiştir.
  • Misak-ı İktisadi Kararları:
  • Hammaddesi yurt içinde olan sanayi dalları kurulmalıdır.
  • Türk vatandaşları yerli malı kullanımına teşvik edilmelidir.
  • Yabancı sermayenin ülkeye girişi tekelleşmemesi şartıyla kurallara bağlanmalıdır.
  • Özel sektör teşvik edilmeli, bunun için millî bankalar kurulmalıdır.
  • Çiftçinin belini büken Aşar vergisi kaldırılmalıdır.
  • Tarımda makineleşmeye geçilmeli, makineler Türkiye’de üretilmelidir.
  • Demir yolu yapımına ağırlık verilmelidir.
  • Gümrük vergileri yerli sanayiyi koruyacak şekilde artırılmalıdır.
  • Limanlarda işletme hakkı Türklere geçmeli, kabotaj hakkı sağlanmalıdır.
  • Uygulanan Model: Başlangıçta liberal (serbest piyasa) bir politika hedeflenmiş ve özel sektör desteklenmiştir. Ancak hem halkta yeterli sermaye olmaması hem de 1929 Dünya Ekonomik Krizi nedeniyle yatırımlar yapılamayınca zorunlu olarak Devletçilik modeline geçilmiştir (Özel sektör dışlanmamış, devlet ile yan yana yürütülmüştür).
  • Temel Hedef: Tamamen yerli sermayeye dayalı, ekonomik bağımsızlığı sağlayan millî bir ekonomi (Doğrudan Milliyetçilik ilkesi).

Tarım Alanında Yapılan Çalışmalar

  • Durum Tespiti: Cumhuriyetin ilk yıllarında ekonomi tamamen tarıma dayalıdır ve devlet gelirlerinin büyük kısmı tarım ürünlerinden alınan “Aşar (Öşür)” vergisinden sağlanmaktadır. On yıllık savaş sürecinden çıkan köylü tükenmiş durumdadır.
  • Aşar Vergisinin Kaldırılması (1925): Köylünün üzerindeki ağır ekonomik yük kaldırılmış, tarımsal üretim teşvik edilmiştir (Doğrudan köylüyü rahatlattığı için Halkçılık ilkesidir).
  • Kurumsal Destekler:
  • Çiftçinin kredi/sermaye ihtiyacı için Ziraat Bankası‘nın imkanları artırılmıştır (Kuruluşu Osmanlı dönemidir ancak Cumhuriyet’te çiftçiye odaklanmıştır).
  • Tarım uzmanı yetiştirmek için Ankara’da Yüksek Ziraat Enstitüsü kurulmuştur.
  • Alet, makine ve gübre için Türkiye Zirai Donatım Kurumu açılmıştır.
  • Uygulamalar: Topraksız köylüye toprak dağıtma kanunları çıkarılmış, kaliteli tohum ve fidan yardımı yapılmıştır. Karadeniz’de çay, Akdeniz’de turunçgil, Isparta’da gül üretimi yaygınlaştırılmıştır.
  • Gazi Orman Çiftliği: Ankara’da Atatürk tarafından bizzat kurulan bu çiftlik ile halka modern tarım yöntemleri uygulamalı olarak gösterilmiş ve örnek olunmuştur.

Sanayi, Ticaret ve Denizcilik Alanında Yapılan Çalışmalar

  • Teşvik-i Sanayi Kanunu (1927): Özel sektörü sanayiye teşvik etmek için ucuz arsa, vergi muafiyeti, uzun vadeli kredi ve gümrük indirimi gibi kolaylıklar sağlanmıştır.
  • Kanunun Başarısız Olma Sebepleri: Halkta yeterli sermaye ve bilgi birikimi olmaması, teknik eleman yetersizliği ve 1929 Dünya Ekonomik Krizi‘nin patlak vermesi.
  • Planlı Ekonomi ve Devletçilik (1933 Sonrası): Özel sektör başarısız olunca Devletçilik ilkesi devreye girdi. Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı (1933-1934) hazırlandı ve başarıyla uygulandı.
  • Açılan Temel Fabrikalar: Bursa Dokuma, Ankara Çimento, Turhal Şeker, Kayseri Uçak, İzmit Kâğıt, Sümerbank Nazilli Basma, Karabük Demir Çelik Fabrikaları devlet eliyle açıldı. (Not: İkinci plan, II. Dünya Savaşı nedeniyle uygulanamadı).
  • Maden ve Finans Sektörü: – Yeraltı kaynaklarını araştırmak için MTA (Maden Tetkik Arama Enstitüsü) kuruldu (1935).
  • Madenciliği finanse etmek için Etibank kuruldu (1935).
  • Sanayiyi desteklemek için Sümerbank kuruldu (1933).
  • Ticareti geliştirmek için Atatürk’ün talimatıyla Celal Bayar önderliğinde İş Bankası (Türkiye’nin ilk özel bankası) kuruldu (1924).
  • Kabotaj Kanunu (1 Temmuz 1926): Osmanlı’dan kalma yabancı deniz ticareti tekeline son verildi. Türk karasularında, denizlerinde ve limanlarında yolcu/yük taşıma hakkı (Kabotaj hakkı) tamamen Türk denizcilere ve Türk gemilerine verildi. (Kesin olarak Milliyetçilik ilkesidir).

Sağlık Alanındaki Gelişmeler

  • Politika: Ölüm oranını azaltmak, nüfusu artırmak, bulaşıcı hastalıklarla mücadele etmek.
  • Kurumsal Adımlar: Numune hastaneleri, sağlık ocakları ve doğumevleri açıldı.
  • Hıfzıssıhha Müessesesi (1928): Halk sağlığını korumak ve laboratuvar hizmetleri, aşı/serum üretimi için kuruldu (Dönemin Sağlık Bakanı Dr. Refik Saydam’ın büyük katkılarıyla).
  • Umumi Hıfzıssıhha Kanunu (1930): Kolera, veba, tifo, çiçek, difteri, sıtma gibi salgın hastalıklara bildirim mecburiyeti getirildi ve devlet tarafından ücretsiz tedavi sağlandı.
  • Kızılay’ın Gelişimi: 1877’de “Osmanlı Hilâl-i Ahmer” olan kurum, 1923’te “Türkiye Hilâl-i Ahmer Cemiyeti” oldu. Atatürk kuruma “Kızılay” adını verdi (1935’te cemiyet, 1947’de dernek statüsü aldı).
  • Personel Yetiştirme: 1924’te Ebe Okulu, 1925’te Kızılay Hemşire Okulu, Sivas ve İstanbul’da sağlık memuru okulları açıldı.

ATATÜRK İLKE VE İNKILAPLARININ TEMEL ESASLARI

  • Bağımsızlık ve Özgürlük: Bir milletin iç ve dış siyasetini sadece kendi iradesiyle belirlemesidir. Özgürlük, dış baskı olmadan karar almaktır ancak sınırsız değildir (Başkalarının hakkı başladığında biter).
  • Millî Birlik ve Beraberlik: Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasındaki en temel unsurdur. Aynı ülkü etrafında birleşen millet esir edilemez (Örn: 15 Temmuz darbe girişiminin halk tarafından engellenmesi).
  • Ülke Bütünlüğü: “Millî sınırlar içinde vatan bir bütündür, bölünemez.” kararı (Erzurum Kongresi ve Misak-ı Milli) bağımsızlık savaşının temel felsefesi olmuştur.
  • Millî Tarih Bilinci: Tarih bir milletin hafızasıdır. Geçmişten ilham alarak geleceği inşa etmektir. (Türk Tarih Kurumu’nun kurulması bunun sonucudur).
  • Millî Kültürün Geliştirilmesi: Millî ve manevi değerleri koruyarak çağdaşlaşmaktır. Dil ve tarih kurumları (TDK ve TTK) millî kültürün zenginliğini ortaya çıkarmak için açılmıştır.
  • Egemenliğin Millete Ait Olması: Ülkeyi yönetme gücünün (iradenin) kayıtsız şartsız millete verilmesidir. Saltanatın kaldırılması ve Cumhuriyetin ilanı bu esasa dayanır.
  • Türk Milletini Çağdaş Uygarlık Düzeyinin Üstüne Çıkarma İdeali: İnkılapların en büyük ve nihai hedefidir. Yeniliklerin takipçisi değil, dünya değişiminin öncüsü olma vizyonudur.

“Bu ders notlarının her hakkı saklıdır. Hangi amaçla olursa olsun, ders notlarının tamamının veya bir kısmının www.tarihkursu.com sitesinin yazılı izni olmadan sosyal medyada ve internet ortamında paylaşılması, kopya edilmesi, fotoğrafının çekilmesi, herhangi bir yolla çoğaltılması, yayımlanması ya da kullanılması yasaktır. Bu yasağa uymayanlar gerekli cezai sorumluluğu peşinen kabullenmiş sayılır.”

Duyarlılığınız için teşekkür ederiz. İyi çalışmalar

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*