İki Küresel Savaş Arasında Dünya KPSS Tarih Notları | Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi

İki Küresel Savaş Arasında Dünya ders notları; I. Dünya Savaşı’nın siyasi ve ekonomik sonuçları, Paris Barış Konferansı, Versailles Antlaşması, Monroe Doktrini, Komünizm, Faşizm, Nazizm ve SSCB’nin kuruluşunun Orta Asya Türk toplumlarına etkileri gibi konuları içerir. KPSS tarih sınavına hazırlanan adaylara yönelik bu KPSS tarih ders notları, iki savaş arasındaki değişimleri ve II. Dünya Savaşı’na giden süreci birlikte değerlendirmeye yardımcı olur. Online KPSS ders notlarımız sayesinde KPSS, MEB AGS ve ÖABT sınavlarında başarılı olacaksınız. KPSS özet ders notları arayan öğrenciler buraya.

İKİ KÜRESEL SAVAŞ ARASINDA DÜNYA

I. DÜNYA SAVAŞI’NIN SİYASİ VE EKONOMİK SONUÇLARI

II. Dünya Savaşı’na Sebep Olan Stratejik ve Emperyalist Rekabet

  • XIX. yüzyılda Avrupa, teknolojik, iktisadi ve kültürel alanlarda tarihindeki en güçlü dönemine ulaşmıştır.
  • Bu güçlenme ve devletler arası çıkar dengesinin bozulması, dünyayı 1914-1918 yılları arasında gerçekleşen I. Dünya Savaşı‘na sürüklemiştir.
  • Savaşın Gelişimi ve Etkileri: Birçok devleti içine alarak büyüyen savaş, modern teknolojinin de etkisiyle endüstrinin çok hızlı gelişmesine zemin hazırlamıştır.
  • Çok Uluslu İmparatorlukların Dağılması: I. Dünya Savaşı ve Wilson İlkeleri‘nin etkisiyle imparatorluklar parçalanmış, ulus devletlerin kuruluş süreci hızlanmıştır.
  • Yeni Krizlerin Doğuşu: Yenilen devletlerin omuzlarına yüklenen dış borçlar, ağır tazminatlar ve ekonomik krizlerin beslediği milliyetçilik duyguları, yeni bir dünya savaşının (II. Dünya Savaşı) tohumlarını atmıştır.

I. Dünya Savaşı Öncesi ve Sonrası Dünya Siyasi Haritasındaki Değişim

  • Tarih Sahnesinden Çekilenler (Savaş Öncesi Güçler): Osmanlı Devleti, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, Çarlık Rusyası ve Alman İmparatorluğu gibi dünya siyasetinde etkin çok uluslu devletler yıkılmıştır.
  • Tarih Sahnesine Çıkanlar (Savaş Sonrası Yeni Devletler): Litvanya, Letonya, Estonya, Finlandiya, Yugoslavya, Çekoslovakya, Polonya, Macaristan, Türkiye Cumhuriyeti ve SSCB gibi birçok yeni devlet haritadaki yerini almıştır.

Paris Barış Konferansı ve Versailles (Versay) Barış Antlaşması

  • Paris Barış Konferansı’nın Amacı (18 Ocak 1919): I. Dünya Savaşı‘nın galip ve mağlup devletleri arasındaki barış şartlarını belirlemek ve Osmanlı Devleti topraklarını paylaşmaktır.
  • Konferansın Yapısı ve Katılımcılar: 32 devletin katıldığı toplantı, adil bir barış görüşmesinden ziyade galip gelenlerin kongresi olarak organize edilmiştir.
  • Temsil Edilmeyen Devletler: Sovyet Rusya, Almanya ve Osmanlı Devleti bu konferansta yer almamıştır.
  • Diplomatik Çatışma (İdealizm ve Klasik Diplomasi): ABD Başkanı Woodrow Wilson idealist ilkeleri savunurken; Fransa Başbakanı Georges Clemenceau ve İngiltere Başbakanı David Lloyd George Avrupa’nın kendi çıkarlarına dayalı klasik diplomasisini yürütmüştür.
  • Galip Devletlerin Hedefleri: Fransa, Almanya‘nın hareket alanını daraltmak ve onu tamamen çökertmeyi hedeflemiştir. İngiltere, Alman donanmasını yok etmek ve Almanya‘nın Avrupa dengesini bir daha bozmasını engellemek istemiştir.
  • Konferansın YKS/KPSS Önemi: İtilaf Devletleri arasında ilk derin görüş ayrılıkları yaşanmış, İtalya‘ya vadedilen İzmir ve çevresi İngiltere‘nin desteğiyle Yunanistan‘a verilmiştir.

Monroe Doktrini (1823)

  • ABD Başkanı James Monroe tarafından Amerikan Kongresi’ne sunulmuştur.
  • Temel Felsefesi (Karşılıklı İzolasyon – Yalnızlık Politikası): ABD, Avrupa’nın iç meselelerine karışmayacak; buna karşılık Avrupalı güçler de Amerika kıtasındaki varlıklara saygı duyacak ve Latin Amerika’daki cumhuriyetler üzerinde yeni sömürge politikaları kurmayacaktır.

Versailles (Versay) Barış Antlaşması (28 Haziran 1919)

  • Önemi ve taşıdığı riskler nedeniyle I. Dünya Savaşı sonrası ilk barış antlaşması, Almanya ile imzalanmıştır.
  • Alman heyeti, Wilson İlkeleri‘ne dayanarak itiraz etse de bu itirazlar dikkate alınmamış ve antlaşma adeta bir ültimatom gibi zorla imzalattırılmıştır. Bu ağır şartlar II. Dünya Savaşı‘nın en temel nedenidir.

İki Dünya Savaşı Arasındaki Dönemde İdeolojiler

Komünizm

  • Temel Amacı: Özel mülkiyete dayalı kapitalist sistem yerine, ortak mülkiyete dayalı sosyal, ekonomik ve siyasi bir yaşam kurmaktır.
  • Uygulanma Aşaması: Burjuva sınıfı yok edilerek proletarya (işçi) sınıfının hâkimiyeti kurulacak, ardından sosyalist düzen inşa edilecek ve nihai hedef olan komünist sistem hayata geçirilecektir.
  • Yayıldığı Ülkeler: Çin, Küba, Arnavutluk, Yugoslavya, Doğu Almanya, Çekoslovakya gibi ülkelerin yanı sıra Afganistan ve Yemen gibi İslam ülkelerinde de komünist yönetimler başa geçmiştir.

Faşizm

  • Kelime Kökeni: İtalyanca bir baltaya bağlanmış sopa demeti anlamına gelen, birlikten güç doğar felsefesini simgeleyen fascio sözcüğünden türemiştir.
  • Tanımı: İtalya‘da, II. Dünya Savaşı‘na giden yolda milliyetçi ve baskıcı diktatörlük yönetimini ifade eder.
  • Temel Felsefesi: Bireyi tamamen yok sayarak şahsında devleti kutsar. Disiplin ve askeri güç ön plandadır.
  • Lideri ve Partisi: Benito Mussolini önderliğindeki Ulusal Faşist Parti ile özdeşleşmiştir. Yarı askeri milis gücüne Kara Gömlekliler adı verilmiştir.

Nasyonal Sosyalizm (Nazizm)

  • Tanımı: II. Dünya Savaşı öncesinde Almanya‘da, Nazi Partisi ve lideri Adolf Hitler tarafından kurulan siyasi, ekonomik ve totaliter sistemdir.
  • Doğuş Sebebi: I. Dünya Savaşı sonrası Almanya‘nın içine düştüğü derin yoksulluk, işsizlik krizine ve Versay Antlaşması‘nın ağır şartlarına bir tepki olarak yükselmiştir.
  • Partinin Gelişimi: 1918‘de Alman İşçi Partisi olarak kurulmuş, kısa süre sonra ismi Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi (NSDAP) olarak değiştirilmiştir. Silahlı milis gücüne Kahverengi Gömlekliler, gizli polis teşkilatına ise Gestapo denilmiştir.
  • Temel Farkı: Kitleleri etkilemek için Faşizmin “Devlet ideal ve ebedidir” anlayışı yerine “Üstün Irk” kavramını merkeze almıştır. Temel dış politikası Hayat Sahası (Lebensraum) iddialarına dayanır.

SSCB’NİN KURULMASININ ORTA ASYA TÜRK TOPLUMLARINDA MEYDANA GETİRDİĞİ DEĞİŞİM

Rusya’da İhtilal Süreci ve Bolşeviklerin Yükselişi

  • I. Dünya Savaşı sebebiyle sosyal ve ekonomik çöküş yaşayan Rusya‘da, 24 Şubat 1917‘de 200 bin işçinin katıldığı büyük bir grev başlamıştır.
  • Grevi bastırmaya gelen askerlerin de isyancılara katılmasıyla bakanlar ve generaller tutuklanmıştır.
  • 8 Mart 1917‘de halk, işçi ve askerler fiilen yönetimi ele geçirmiştir.
  • Mart 1917‘de Çar II. Nikola tahttan çekilmiş, yerine Devrimci Hükûmet (Geçici Hükûmet) kurulmuştur.
  • Ekim Devrimi’ne Giden Yol: Bolşevikler; barış, ekmek ve toprak sloganıyla başlattıkları hareketle Menşevikleri bertaraf ederek iktidarın sahibi olmuşlardır.
  • Savaştan Çekilme: 3 Mart 1918 tarihinde imzalanan Brest Litovsk Antlaşması ile Bolşevik Rusya I. Dünya Savaşı‘ndan resmen çekilmiştir.

Sovyet Rusya’nın Siyasi Politikaları (1917-1939)

  • Göreceli bir güçsüzlük yaşadığı bu dönemde, ideolojik hedeflerini siyasi hedeflerinin önünde tutmuş, tarafsızlık ve saldırmazlık politikası izleyerek Avrupa’da barışın yerleşmesi için uğraşmıştır.
  • İhtilalin baş mimarı Vladimir Lenin, azınlıkların desteğini almak için kendi kaderini tayin hakkı olan self determinasyon politikasını ilan etmiştir.
  • Bu siyasi vaat, Rusya’daki Müslüman toplumlar arasında ciddi bir Bolşevik taraftar kitlesinin doğmasına yol açmıştır.

Türkistan Millî Mücadelesi ve Basmacı Hareketi

  • Genel Durum: 1905 yılında Rus Devleti ile Azerbaycan, Tatar, Kırım, Avar, Dağıstan ve Türkistan Türkleri (Özbek, Kazak, Kırgız, Türkmen) arasında istenilen siyasi birlik sağlanamamıştır. Bu süreçte Türk dünyasını birleştirmeyi amaçlayan Cedidcilik akımı (öncüsü İsmail Gaspıralı) önemli bir fikri zemin oluşturmuştur.

Basmacı Hareketi

  • Tanımı ve Doğuşu: Rusların Hokand Millî Hükûmetini devirip katliamlara başlaması üzerine, komutan anlamına gelen Ergaş Korbaşı önderliğinde başlatılan Türkistan’ın millî direnişidir.
  • Gelişimi: 1916‘da başlayan isyanlar, 1918‘de tüm Fergana Vadisi‘ne yayılarak topyekûn bir bağımsızlık savaşına dönüşmüştür.
  • Katılımcılar ve Slogan: Köylüler, sanatkârlar, din adamları ve reformistlerin katıldığı bu büyük hareketin temel parolası Türkistan, Türkistanlılarındır olmuştur.
  • Hareketin 3 Dönemi:
  • Birinci Dönem (1918-1921): Hareketin örgütlenme ve bölgesel isyan yıllarıdır.
  • İkinci Dönem (1921-1922) / Millî Direnişin Zirvesi: 8 Kasım 1921‘de Buhara‘ya gelen Enver Paşa, tam bağımsız Türkistan için hareketi tek elde toplamış ve liderliği üstlenmiştir.
  • Üçüncü Dönem (1922-1935): 1922‘de ani bir baskınla Enver Paşa‘nın şehit edilmesiyle başlamıştır. Hareket aralarında tam bir birlik sağlanamaması ve modern silahlardan yoksun olmaları sebebiyle 1924‘te büyük ölçüde bastırılmış olsa da aralıklı direnişler 1935‘e kadar sürmüştür.
  • Sonuç: 1936‘da Sovyet Türk devletleri kurularak SSCB‘ye bağlanmış ve Türkistan millî mücadelesi kesin olarak sona erdirilmiştir.

Gazavât / Müridizm Direniş Hareketi

  • Tanımı: XVIII. yüzyılda Çarlık Rusyası’nın Kafkasya‘yı işgaline karşı başlayan dinî ve millî direniştir. Ruslar bu harekete Müridizm, Müslümanlar ise Gazavât adını vermiştir.
  • Amacı: Tasavvuf kökenli bu siyasi hareket; farklı dilleri konuşan ve farklı etnik kökenlere sahip Kuzey Kafkasya halklarının bağımsızlığını sağlamayı hedeflemiştir.
  • Önemli Lider: Direniş hareketi, büyük komutan Şeyh Şamil (Kafkas Kartalı) ile adeta özdeşleşmiştir.
  • Sovyet Dönemi Bakışı (1917-1922): Sovyet yönetimi ilk başlarda bu hareketi ilerici, demokratik bir millî kurtuluş mücadelesi olarak tanımlamıştır.

Çeçenistan Meselesi (Yakın Tarih Bağlantısı)

  • SSCB‘nin 1991‘de dağılması üzerine Grozni‘yi kontrol eden General Cahar Dudayev, Çeçen İşkerya Cumhuriyeti’ni (ÇİC) kurduğunu ilan etmiştir.
  • Bu ilan, 1990’ların ilk yarısında şiddetlenerek 1994‘te ÇİC ve Rusya Federasyonu arasında savaşa dönüşmüştür.
  • 1997 Hasavyurt Antlaşması ile Çeçenistan‘a yarı özerklik tanınsa da, Eylül 1999‘da Rus birliklerinin tekrar işgale başlamasıyla bölgede barış tamamen bozulmuştur.

Azerbaycan ve Mehmet Emin Resulzâde (1884-1955)

  • Azeri Türkü: Oğuzların devamı niteliğinde olan ve Hazar Denizi‘nin güneybatısında yer alan Türklere verilen isimdir.
  • Mücadelenin Başlaması: 1901‘de başlatılan Millî Azatlık Hareketi sonuçsuz kalmıştır. Bu zor ortamda Mehmet Emin Resulzâde büyük bir lider olarak tarih sahnesine çıkmıştır.
  • Fikir Dünyası: Hitabeti, milliyetçiliği ve devletçilik anlayışıyla kitleleri etkileyen Resulzâde; İsmail Gaspıralı, Ziya Gökalp ve Yusuf Akçura gibi Türk aydınlarından derinden etkilenmiştir.
  • Siyasi Örgütlenme: Çar baskısıyla 1908‘de İran‘a gitmiş, 1911‘de kurulan Müsavat Partisi ile Azerbaycan’ın direnişini siyasi bir tabana oturtmuştur.
  • Bağımsızlık: I. Dünya Savaşı‘nın bitimiyle 28 Mayıs 1918‘de Azerbaycan Halk Cumhuriyeti kurularak bağımsızlık ilan edilmiştir. (Doğu’nun ilk demokratik Türk cumhuriyetidir).
  • Devletin 3 Temel İdeali: Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak.
  • Sovyet İşgali: 28 Nisan 1920‘de Sovyet idaresi devleti yıkarak yönetimi ele geçirmiş, Mehmet Emin Resulzâde Türkiye‘ye sığınmak zorunda kalmıştır.
  • Yeniden Kuruluş: Azerbaycan Devleti, SSCB‘nin resmen dağılmasıyla 1991‘de yeniden bağımsızlığını kazanmıştır.

Başkortostan ve Ahmet Zeki Velidî Togan (1890-1970)

  • Liderin Arka Planı: Başkortların millî sembolü olan Ahmet Zeki Velidî Togan, 10 Aralık 1890‘da Başkort bölgesi, İşimbay kazası, Küzen köyünde doğmuştur.
  • Devletin Kuruluşu: Togan önderliğinde Rusya Müslümanları Kongresi’ne katılan Başkortlar, 1919‘da Başkort Otonom Cumhuriyeti‘ni kurmuşlardır. Aktif görev alan Togan kısa sürede devlet başkanı olmuştur.
  • Sovyetlerle Kopuş ve Mücadele: Sovyetlerle siyasi bağı kopunca Güney Türkistan‘a geçmiş, 1921‘de Türkistan Millî Birliği‘nin başkanı olmuş ve Basmacı Hareketi‘ne katılarak Bolşeviklerle bizzat çarpışmıştır.
  • Sürgün ve Bilimsel Hayat: Hareketin 1923‘te başarısızlığa uğramasıyla İran, Afganistan ve Hindistan üzerinden Avrupa’ya gitmiş, 1925‘te Türkiye‘ye gelmiştir.
  • Vefatı: Yurtiçi ve yurt dışında birçok üniversitede tarih profesörü olarak görev yapmış, 1970‘te İstanbul Üniversitesinde çalışırken geçirdiği bir ameliyat sonrası hayata veda etmiştir.
  • Mirası: Türk-İslam tarihi için yeri doldurulamaz bir bilim insanı, Türk dünyası için ise fedakâr bir siyaset adamıdır.

ORTA DOĞU’DA MANDA YÖNETİMLERİ KURULMASININ VE AFRİKA’DAKİ SÖMÜRGECİLİK FAALİYETLERİNİN SİYASİ SONUÇLARI

  • Orta Doğu kavramı, coğrafi bir tanımlamadan ziyade Batı medeniyeti tarafından belirlenen siyasi bir terimdir.
  • Dar Kapsamlı Bakış Açısıyla Orta Doğu: Türkiye, İran, Mısır üçgenini ve bu üçgen içerisinde yer alan ülkeleri kapsar.
  • Geniş Kapsamlı Bakış Açısıyla Orta Doğu: Bu devletleri ve onlara komşu olan bazı Müslüman ülkeleri (Kuzey Afrika, Sudan, Somali, Pakistan, Afganistan gibi) içine alır.

Osmanlı Devleti’nin Yıkılışının Orta Doğu’ya Etkileri

  • Orta Doğu, XVI. yüzyıldan XIX. yüzyıla kadar (İran hariç) Osmanlı Devleti’nin hâkimiyetinde kalmıştır.
  • Bölge; Musevilik, Hristiyanlık ve Müslümanlık olmak üzere üç semavi dinin doğuş yeridir.
  • Coğrafi Keşifler ile önemi azalan Orta Doğu; 1869’da Süveyş Kanalı’nın açılması, hava yollarının devreye girmesi ve petrol üretiminin artmasıyla yeniden stratejik önem kazanmıştır.
  • Özellikle petrol kaynaklarının zenginliği, Orta Doğu’yu Büyük Devletler için bir rekabet alanı hâline getirmiştir.
  • İngiltere, Osmanlı Devleti’nin XIX. yüzyılda kendisine tanıdığı kapitülasyonlar sayesinde bölgedeki çıkarlarını korumuştur.
  • I. Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin İttifak Devletleri grubunda yer alması, İtilaf Devletleri’nin bölgeyi paylaşım planları hazırlamasına yol açmıştır. Bu amaçla gizli antlaşmalar yapılmıştır.

McMahon (Mekmehın) Antlaşması (1915)

  • İngiltere’nin Mısır Valisi Henry McMahon ile Hicaz Emiri Şerif Hüseyin arasında yapılan gizli antlaşmadır.
  • Antlaşmanın İçeriği: Arapların Osmanlılara karşı isyan etmesi hâlinde; Arap Yarımadası, Suriye ve Irak’ı içine alacak bağımsız bir Arap Devleti tanınacaktır.
  • Buna karşılık Şerif Hüseyin, İngiltere’ye ekonomik konularda öncelik verecektir. Bu antlaşma, Osmanlı’daki Ümmetçilik (İslamcılık) idealinin geçerliliğini yitirdiğinin en net kanıtıdır.

Sykes-Picot (Saykıs Piko) Antlaşması (1916)

  • İngiltere (Mark Sykes) ve Fransa (Georges Picot) arasında imzalanan Orta Doğu’yu paylaşma odaklı gizli antlaşmadır.
  • Paylaşım Planı:
  • Doğu Anadolu, Doğu Karadeniz ve İstanbul bölgeleri Rusya’ya,
  • Adana, Antakya bölgesi, Suriye kıyıları ve Lübnan bölgesi Fransa’ya,
  • Irak (Musul hariç) bölgesi İngiltere’ye bırakılmıştır.
  • Bu gizli antlaşmalar, Ekim Devrimi sonrası savaştan çekilen Sovyet Rusya tarafından Sarı Kitap (Yellow Book) yayımlanarak tüm dünyaya ifşa edilmiştir.
  • Bölgede hâkimiyet kurmak isteyen emperyalist devletler, bağımsızlık ve milliyetçilik söylemlerini kullanarak bölgedeki Osmanlı hâkimiyetine son vermiştir.
  • Osmanlı Devleti’nin yıkılmasıyla bölgede etnik ve dinî farklılıklara dayalı, istedikleri gibi idare edebilecekleri manda yönetimleri kurmuşlardır.
  • Kendi çıkarları doğrultusunda, etnik ve dinî farklılıkları bölgede bir kargaşa unsuru olarak her zaman kullanmışlardır.

Büyük Güçlerin Orta Doğu ve Afrika Politikaları

Balfour (Balfur) Deklarasyonu (2 Kasım 1917)

  • İngiliz Dışişleri Bakanı Lord Arthur Balfour, Uluslararası Siyonizm Hareketi’nin liderlerinden Lord Rothschild’a bir mektup göndermiştir.
  • Mektupta, Filistin’de Yahudilere bir yurt kurulması çabasının İngiltere tarafından destekleneceği bildirilmiştir.
  • Bu deklarasyonla İngiltere, ABD’nin sempatisini kazanmayı amaçlamıştır.
  • İtilaf Devletleri tarafından da desteklenen bu bildiri, bölgede kurulacak İsrail Devleti’nin temeli olmuştur.
  • Özetle: Sykes-Picot Antlaşması (toprak paylaşımı) ve Balfour Deklarasyonu (Yahudi devleti vaadi), Orta Doğu’nun şekillenmesindeki en önemli yapı taşlarıdır.

a) İngiltere’nin Orta Doğu Politikaları

  • Orta Doğu, İngiltere’nin sömürgeleriyle bağlantısını (özellikle Hindistan yolu) sağlayan kilit konumdaydı. 1869’da Süveyş Kanalı’nın açılması bu önemi daha da artırdı.
  • 1878 Berlin Antlaşması’ndan sonra İngiltere, Osmanlı Devleti’nin toprak bütünlüğünü koruma politikasını (denge politikası) terk ederek Osmanlı topraklarını işgale başladı.
  • I. Dünya Savaşı sırasında Mekke Şerifi Hüseyin ile yapılan McMahon Antlaşması ile bağımsız Arap Devleti sözü verildi, ancak savaş sonrasında Arapların beklentileri karşılanmadı.

Orta Doğu’da İngiliz Manda Yönetimleri:

  • Irak: San Remo Konferansı ile Irak’ın manda idaresi İngiltere’ye teslim edildi. İngiltere, Şerif Hüseyin’in oğlu Faysal’ı kral yaparak 1922’de Irak’a özerklik verdi. 1930’da bağımsızlığını tanıdı, Irak 1932’de Milletler Cemiyeti‘ne üye oldu.
  • Mısır: Osmanlı’nın savaşa girmesi üzerine Aralık 1914’te İngiltere Mısır’da hâkimiyet kurdu. 28 Şubat 1922 deklarasyonu ile Mısır’ın bağımsızlığını ilan etti; ancak Süveyş Kanalı’nın kontrolünü elinde tuttu. 1936 antlaşması ile İngiltere tamamen çekildi, Mısır Mayıs 1937’de cemiyete üye oldu.
  • Arabistan: Savaş sırasında Şerif Hüseyin ile mücadele eden Suud ailesinden Abdülaziz İbni Suud, Ocak 1926’da kendisini Hicaz Kralı ilan etti. 1932’de Suudi Arabistan Krallığı kuruldu ve cemiyete katıldı.
  • Ürdün: Başlangıçta Fransız mandasındaki Suriye Krallığı’na dâhildi. Eylül 1922’de cemiyet kararı ile İngiltere mandasına bırakıldı. 1946’da bağımsızlığını kazandı.
  • Filistin: İngiltere, Balfour Deklarasyonu ile Yahudi devletini destekledi. San Remo Konferansı kararlarıyla Filistin İngiliz mandasına verildi. II. Dünya Savaşı sonrası, 1948’de İsrail Devleti kuruldu.
  • Yemen: Osmanlı’nın yıkılmasıyla bağımsızlığı fiili durum olarak ortaya çıktı. İmam Yahya önderliğinde İngilizlere karşı mücadele edildi. İngiltere, 1934’te Yemen’in bağımsızlığını tanıdı.

b) Fransa’nın Orta Doğu Politikaları

  • San Remo Konferansı ile Suriye ve Lübnan, Fransız mandasına verildi.
  • Arapların “Büyük Suriye Krallığı” beklentisi karşılanmadı. Bu durum Suriye’de Fransızlara karşı isyana yol açtı.
  • Temmuz 1920’de Fransızlar Şam’a girdi, Kral Faysal kovularak yönetime Fransız yüksek komiseri getirildi.
  • Fransa’nın Böl ve Yönet Politikası: Suriye’de muhalefeti kırmak için ülkeyi beş siyasi bölgeye ayırdı (Lübnan, Alevi, Dürzi, Halep ve Şam). Bunlardan yalnızca Lübnan günümüze kadar varlığını korumuştur.
  • Muhalefeti dizginlemek için Mayıs 1926’da Lübnan’a, Mayıs 1930’da Suriye’ye sözde bağımsızlık verip Cumhuriyet ilan ettiler.
  • İtalyan ve Alman yayılmacılığı tehdidi üzerine 1936’da bölgeden çekilmeye başladılar. Fransa’nın bölgeden tamamen çekilmesi 1946 yılında gerçekleşti.

Manda – Sömürge – Emperyalizm Kavram Haritası

  • Manda: I. Dünya Savaşı’ndan sonra, az gelişmiş ülkeleri kendi kendilerini yönetecek düzeye getirene kadar Milletler Cemiyeti adına idare etmesi için Büyük Devletlere verilen vekillik sistemidir. (Özünde sömürgeciliğin kılıf değiştirmiş hâlidir).
  • Sömürge: Güçlü bir ülkenin, zenginleşmek amacıyla daha zayıf bir ülkenin kaynaklarını ele geçirip kullanmasıdır.
  • Emperyalizm (Yayılmacılık): Bir devletin başka uluslar üzerinde kendi çıkarları doğrultusunda siyasi, ekonomik ve kültürel etki kurarak tüm kaynaklarından yararlanma hakkını kendinde görmesidir.

MODERN KARA, DENİZ VE HAVA HÂKİMİYET TEORİLERİ

  • XIX. yüzyılda Avrupalı güçler, zenginliği ve gücü çevre bölgelere hâkim olmakla eş değer görmüş ve jeopolitik görüşlere göre politika üretmiştir.
  • Deniz Hâkimiyet Teorisi: Alfred Thayer Mahan tarafından ortaya atılmıştır. Temel felsefesi: Dünya egemenliğinin anahtarı deniz yollarının kontrolündedir.
  • Kara Hâkimiyet Teorisi: Halford J. Mackinder tarafından geliştirilmiştir. Temel felsefesi: Karalara hâkim olan dünyaya hâkim olur.
  • Hava Hâkimiyet Teorisi: Harry A. Sachaklian savunmuştur. Temel felsefesi: Havaya hükmeden bir millet tüm dünyaya hâkim olur.

JAPONYA’NIN UZAK DOĞU’DA YENİ BİR GÜÇ OLMASI

Modern Japonya’nın Doğuşu ve Meiji (Meici) Restorasyonu

  • XII. yüzyılın sonlarından itibaren Japonya‘da “Güneşin Oğlu” sayılan İmparator sadece sembolik bir makamdaydı.
  • Ülke, Daymiyo adı verilen derebeyler tarafından yönetiliyordu. Daymiyoların en güçlüsü olan Şogun, merkezî yönetimin başındaydı.
  • 1624’te Şogun Tokugova’nın fermanıyla Japonya dış dünyaya kapandı ve bu izolasyon 1853’e kadar sürdü.
  • XIX. yüzyılda sömürgecilik Uzak Doğu’ya ulaştı: İngiltere ile Çin arasında 1839-1842 Afyon Savaşı yaşandı. Çin, Batılılara ticaret antlaşmalarıyla tavizler vermek zorunda kaldı.
  • Japonya, dış baskılara dayanamayarak 1854’te ABD, ardından Rusya, İngiltere ve Hollanda ile antlaşmalar yapıp konsolosluklara izin verdi.
  • 1867’de modern Japonya’nın kurucusu sayılan İmparator Mutsuhito (Meiji) tahta çıktı. Bu döneme Meiji Dönemi (Aydınlar Dönemi) denir.
  • 1868’deki Meiji Restorasyonu ile Şogun idaresi resmen yıkıldı. Egemenlik tamamen İmparator’un eline geçerek merkezî otorite sağlandı.

Japon Yayılmacılığı ve Asya’nın Değişen Yüzü

  • 1868-1912 yıllarını kapsayan Meiji Devri, Batı’nın asırlar süren teknolojik gelişimini kısa sürede başardı.
  • Batı seviyesine çıkmak için Amerika ve Avrupa’ya yüzlerce öğrenci gönderildi, Batı modelinde ordu ve sanayi kuruldu.
  • XIX. yüzyılın sonunda Japonya, kapitülasyonlara son vererek Asya’nın en büyük gücüne dönüştü ve emperyalist politikalara başladı.
  • Japon-Çin Savaşı (1894): Japonya’nın Kore üzerindeki emelleri yüzünden çıktı. Japonya Çin’i yendi ve Şimonoseki Antlaşması ile ciddi kazanımlar elde etti.
  • Rus-Japon Savaşı (1904): Bölgede Rusya’nın yayılması üzerine Japonya; donanmasını Port Arthur Limanı’na sevk ederek Rusya’yı mağlup etti.
  • Sonuç: Bu zaferle, dünya siyasetindeki kuvvetler dengesi oyununa Japonya yeni ve çok güçlü bir aktör olarak dâhil oldu.

İKİ DÜNYA SAVAŞI ARASINDAKİ DÖNEMDE DÜNYADA MEYDANA GELEN SİYASİ VE EKONOMİK GELİŞMELER

  • Genel Durum: Dünya, I. Dünya Savaşı‘nın yıkıcı etkilerinden kurtulamamış ve hızla II. Dünya Savaşı‘na sürüklenmiştir.
  • ABD ve Avrupa: 1929 yılında ABD‘de patlak veren 1929 Ekonomik Buhranı (Büyük Buhran) tüm dünyayı sarsmıştır. Kriz nedeniyle Almanya savaş tazminatlarını ödeyemez hâle gelmiştir.
  • Rusya: Ekim Devrimi sonrasında SSCB kurulmuş ve rejim sağlamlaştırılmıştır.
  • Japonya: Asya’daki rakibi Çin üzerindeki baskısını artırma politikası gütmüştür.
  • Cemiyet-i Akvam (Milletler Cemiyeti): Küresel barışı sağlamak amacıyla ABD Başkanı Woodrow Wilson‘ın fikrî temellerini attığı teşkilat, 1919 Paris Barış Konferansı‘nda kurulmuş ve 10 Ocak 1920‘de faaliyete geçmiştir.

Önemli Antlaşmalar ve Paktlar:

  • Locarno Antlaşması (1 Aralık 1925): İsviçre’nin Locarno şehrinde; Fransa, Almanya, İngiltere, İtalya, Polonya, Çekoslovakya ve Belçika arasında imzalanmıştır.
  • Sonuçları: Devletler sınırlarını resmen tanımıştır. Fransız-Alman ilişkileri güven ortamına girmiştir. Bu ılıman hava sayesinde Almanya, 1926‘da Milletler Cemiyeti‘ne üye kabul edilmiştir.
  • Briand-Kellogg Paktı (27 Ağustos 1928):
  • Fransa ve ABD‘nin öncülüğünde dokuz devlet arasında imzalanmıştır.
  • Katılımlar: 1929 yılında Türkiye ve SSCB de bu pakta dâhil olmuştur.
  • Amacı ve Sonucu: Savunmaya dayanmayan savaş (saldırı savaşı) kanun dışı sayılmıştır. Ancak yaptırım gücü olmadığı için II. Dünya Savaşı‘nı engelleyememiştir.

1929 Dünya Ekonomik Buhranı

  • Dünya ekonomi tarihinin etki alanı ve yıkıcılığı bakımından en ağır krizi olarak kabul edilir.
  • Krizin Başlangıcı: Amerika’da, New York Menkul Kıymetler Borsası’ndaki Wall Street hisse senedi fiyatlarının aniden çökmesiyle başlamış, tüm dünyaya yayılmıştır.

ABD’de Ekonomik Buhranın Ortaya Çıkışı (Sebepler):

  • Şirket Birleşmeleri ve Tekelleşme: 1929‘a gelindiğinde tüm Amerikan ekonomisinin %50’sini sadece 200 holding kontrol eder hâle gelmiştir.
  • Kredi Geri Dönüş Sorunları: ABD‘nin Avrupa’ya verdiği krediler geri alınamamıştır.
  • Yönetim Zafiyeti: Başkan Herbert Hoover yönetiminin ekonomi konusundaki tecrübesizliği devlet müdahalesini geciktirmiştir.
  • İthalat Sınırlandırması ve Stok Artışı: İthalat kısıtlamaları dünya genelinde mal stoklarını artırmış, bu da fiyatların hızla düşmesine (deflasyon) sebep olmuştur.
  • Finansal ve Reel Ekonomi Uyuşmazlığı: Wall Street‘teki spekülatif hisse fiyatları ile fabrikaların gerçek üretim kapasiteleri arasındaki farkın açılması sistemi çökertmiştir.

Kara Perşembe ve Ekonomik Buhranın Sonuçları:

  • Suni Büyüme: 1920’li yıllarda ABD‘de üretime dayanmayan suni bir büyüme yaşanmıştı.
  • Kara Perşembe (24 Ekim 1929): New York Wall Street Borsası büyük bir çöküş yaşamıştır. Panik hâlinde hisseler satılmıştır.
  • Ekonomik ve Sosyal Yıkım: Yüzlerce şirket iflas etmiş, 50 milyon insan işsiz kalmıştır. Krizden en büyük darbeyi alan ABD‘deki çöküş çok uzun süreli olmuştur.
  • Yeni Politikalar (New Deal): 1932 seçimlerini kazanan ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt, devletin ekonomiye müdahale ettiği New Deal (Yeni Antlaşma) politikalarını uygulamaya koymuştur. Ayrıca kriz döneminde Avrupa’nın borçlarını askıya alan Hoover Moratoryumu ilan edilmiştir.
  • Korumacı Ticaret: 1930’lu yıllar, dış ticarette gümrük tarifesi, kota ve kliring (malın malla takası) gibi önlemlerin alındığı bir dönem olmuştur.
  • Siyasi Sonuçlar: Ekonomik kriz, birçok ülkede aşırı milliyetçi partilerin zafer kazanmasına yol açmış, silahlanma yarışı hızlanmış ve doğrudan II. Dünya Savaşı‘nın kapılarını aralamıştır.

Almanya’daki Hiper Enflasyonun Siyasi ve Sosyal Sonuçları

  • Versay (Versailles) Antlaşması’nın Etkisi: Antlaşmanın ağır yükümlülükleri Almanya‘da iç çekişmelere ve ekonominin çökmesine yol açmıştır.
  • İç Çatışmalar ve Darbe Girişimi: 1919‘daki komünist isyanları, 1920 yılındaki darbe girişimi takip etmiştir.
  • Hiper Enflasyon: Versay‘ın ağır tazminatları ülkede paranın değerini tamamen yitirdiği hiper enflasyona neden olmuştur. (İnsanlar ekmek almak için el arabalarıyla para taşımıştır).
  • Siyasi Kutuplaşma ve Radikalleşme: Ağır koşullar altında Adolf Hitler liderliğindeki Nazi Partisi hızla güçlenmiştir.
  • Sosyal Çöküş: Alman toplumu ayrışmış, demokrasi kesintiye uğramıştır. Bu durum, ırkçılığın yükselmesine zemin hazırlamıştır.

İKİ DÜNYA SAVAŞI ARASINDAKİ DÖNEMDE DÜNYADA MEYDANA GELEN SOSYOKÜLTÜREL OLAYLAR VE BİLİMSEL GELİŞMELER

  • I. Dünya Savaşı‘nın yıkımı, Batı dünyasının düşünce yapısını değiştirmiştir.
  • Savaş sonrası dönemde bir yandan baskıcı totaliter anlayışlar güçlenirken, diğer yandan savaş karşıtlığı sanat ve edebiyatta ağırlık kazanmıştır.

Dönemi Yansıtan Üç İsim ve Eserleri

  • Pablo Picasso (1881-1973): XX. yüzyılın en önemli ressamlarındandır. Geometrik şekillerin ön planda olduğu Kübizm akımının kurucusudur. Savaşın vahşetini anlattığı en tanınmış eseri Guernica tablosudur.
  • John Ernst Steinbeck: İşçi olarak çalıştığı zorlu tecrübeleri romanlarına aktarmıştır. En önemli eseri, 1929 Ekonomik Buhranı sırasındaki göçmen tarım işçilerinin dramını anlatan Gazap Üzümleri romanıdır. 1962 yılında Nobel Edebiyat Ödülü‘nü kazanmıştır.
  • Albert Einstein (1879-1955) ve İzafiyet Teorisi: Almanya asıllı dahi fizikçidir. Klasik Newton fiziğine alternatif olarak geliştirdiği Görelilik Kuramı (İzafiyet Teorisi) ile fizikte çığır açmıştır.

Bilimsel ve Teknolojik Gelişmelerin Askerî Alana, Mimariye ve Sağlık Alanına Etkisi

  • Askerî Alanda Yaşanan Gelişmeler: Bilim doğrudan silahlara entegre edilmiştir. Hava kuvvetlerinde modern savaş uçakları, kara kuvvetlerinde güçlü motor ve zırhlı tanklar üretilmiştir. İletişimde gelişmiş telsizler ve radarlar kullanılmıştır.
  • Mimari Alanda Yaşanan Gelişmeler: Çelik ve beton kullanılmıştır. Art Deco akımı doğmuştur. Walter Gropius‘un kurduğu Bauhaus tasarım okulu işlevselliği öne çıkarmıştır. 1931‘de inşa edilen Empire State binası ABD’nin gücünün simgesi olmuştur.
  • Sağlık Alanında Yaşanan Gelişmeler: İki savaş arası dönemin sağlığa en büyük katkısı; 1928 yılında Alexander Fleming tarafından Penisilin’in (ilk antibiyotik) icat edilmesidir.

Propaganda Aracı Olarak Sinema ve Radyo

  • Propaganda sektörü; halkla ilişkiler, beyin yıkama ve psikolojik savaş yöntemleriyle harmanlanmıştır.
  • Sinemanın Rolü: Hükûmetler ve siyasal yapılar sinemayı ideolojilerini benimsetmek için görsel bir silah olarak kullanmıştır.
  • Radyonun Rolü (Nazi Almanyası Örneği): Adolf Hitler, Kavgam adlı eserinde radyonun gücünü belirtmiştir. 1933‘te Naziler iktidara gelince Propaganda Bakanı Joseph Goebbels, radyo yayınlarını tamamen kontrol altına almıştır. Nazi Partisi radyoyu kullanarak “En büyük Almanya” parolasıyla kitleleri II. Dünya Savaşı felaketine sürüklemiştir.

“Bu ders notlarının her hakkı saklıdır. Hangi amaçla olursa olsun, ders notlarının tamamının veya bir kısmının www.tarihkursu.com sitesinin yazılı izni olmadan sosyal medyada ve internet ortamında paylaşılması, kopya edilmesi, fotoğrafının çekilmesi, herhangi bir yolla çoğaltılması, yayımlanması ya da kullanılması yasaktır. Bu yasağa uymayanlar gerekli cezai sorumluluğu peşinen kabullenmiş sayılır.”

Duyarlılığınız için teşekkür ederiz. İyi çalışmalar

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*