Osmanlı Devleti’nde Ordu, Hukuk ve Toprak Sistemi Ders Notları

Bu yazımızda güncel müfredata göre hazırladığımız 10. sınıf tarih dersi 2. ünitesi olan Beylikten Devlete Osmanlı (1299-1453) ünitesinin özet ders notlarını paylaşıyoruz. Osmanlı Devleti’nde Ordu, Hukuk ve Toprak Sistemi Ders Notu sayesinde tarih dersi yazılılarına tam olarak hazırlanacaksınız.10. sınıf tarih kitabı özet pdf ders notları sayesinde derslerde daha başarılı olacaksınız. Maarif modeline uygun olarak hazırladığımız 10. sınıf tarih dersi notları aşağıdaki konuları kapsamaktadır.

Ders: 10. sınıf tarih

Ünite: 2. Ünite: Beylikten Devlete Osmanlı (1299-1453) 

Öğrenme Çıktısı/ kazanım: Osmanlı Devleti’nde Ordu, Hukuk ve Toprak Sistemi özet

İlgili yazılı: 10. sınıf tarih dersi 1. dönem 2. yazılı, 10. sınıf tarih dersi 2. dönem 1. yazılı

OSMANLI DEVLETİ’NDE ORDU, HUKUK VE TOPRAK SİSTEMİ

Osmanlı Ordusunun Kuruluşu

Osman Gazi döneminde ordu, kendisine bağlı aşiret kuvvetleri ile gaza ve cihat anlayışıyla savaşan alp ve gazilerden oluşuyordu.

Bu dönemde Akça Koca, Konur Alp, Turgut Alp gibi komutanlar büyük rol oynamıştır.

Osmanlıların henüz daimî ve düzenli bir ordusu yoktu.

Savaşlara Gaziyân-ı Rum (Anadolu Gazileri), Ahiyân-ı Rum (Anadolu Ahileri) gibi gönüllü sivil topluluklar da katılırdı.

Bu kuvvetler sefer sonrası normal hayatlarına geri dönerdi.

İlk Düzenli Ordunun Kurulması

Orhan Bey Dönemi’nde fetihlerin artmasıyla sürekli savaşa hazır bir orduya ihtiyaç duyuldu.

Bursa’nın fethinden sonra, Çandarlı Halil Paşa ve Alâeddin Paşa’nın önerisiyle ilk düzenli birlikler kuruldu.

Türk gençlerinden oluşan bu orduya Yaya (piyade) ve Müsellem (atlı) adı verildi.

Savaş zamanı gündelik ücret alırlar, barış zamanı ise kendilerine verilen toprağı ekip biçerler ve vergiden muaf tutulurlardı.

Orduya Eklenen Yeni Birlikler

Kapıkulu Ocakları kurulduktan sonra Yaya ve Müsellemler ordunun geri hizmetinde görev yapmaya başladı.

Nakliye, maden ocağı, kale inşaatı ve tersane gibi işlerde çalıştılar.

Yine Orhan Bey Dönemi’nde, ordunun asker ihtiyacını karşılamak için bekâr Türk gençlerinden oluşan ve Azaplar olarak bilinen yeni bir birlik kuruldu.

Azaplar, hem yaya hem de atlı olarak görev yapan ücretli askerlerdi.

Osmanlı Toprak Sisteminin Genel Yapısı

Osmanlı’da topraklar temel olarak üçe ayrılırdı: Miri, Mülk ve Vakıf.

Mülk Arazi: Mülkiyeti kişilere ait olan topraklardır.

  • Öşri: Müslümanlara ait topraklar.
  • Haraci: Gayrimüslimlere ait topraklar.

Vakıf Arazisi: Gelirleri cami, medrese, hastane gibi hayır kurumlarına bırakılan topraklardır.

Miri Arazi: Mülkiyeti devlete ait olan topraklardır ve en geniş arazi türüdür.

Miri Arazinin Bölümleri

Mülkiyeti devlete ait olan Miri Arazi, kullanım amacına göre farklı bölümlere ayrılırdı:

  • Mukataa: Geliri doğrudan devlet hazinesine giden topraklardır.
  • Paşmaklık: Geliri padişahın annesi, eşleri ve kızları gibi saray kadınlarına ayrılan topraklardır.
  • Yurtluk: Sınır boylarındaki askerlere verilen topraklardır.
  • Ocaklık: Kale muhafızları ve tersane masrafları için ayrılan topraklardır.
  • Malikâne: Bazı devlet adamlarına ve sınırlarda iskân ettirilen beylere başarı ve sadakatlerine karşılık bırakılan arazilerdir.
  • Dirlik: Geliri devlet memurlarına ve askerlere maaş karşılığı verilen topraklardır.

Tımar Sistemi ve Çifthane

Osmanlı ekonomisi tarıma dayalıydı ve devlet, üretimi yönetmek için Tımar Sistemi’ni kurdu.

Tımar, devletin vergi toplama hakkını hizmet karşılığında görevlilerine vermesiydi.

Sistemin temeli Çifthane uygulamasıydı: Bir çift öküzün işleyebileceği arazi köylü ailelere verilirdi.

Toplum, vergi vermeyen yöneticiler (Askerî) ve vergi veren halk (Reaya) olarak ikiye ayrılırdı.

Bu sistemle devlet, masrafsız bir şekilde büyük bir ordu beslemiş ve vergileri toplamıştır.

Tımar Sisteminin Uygulanışı

Yeni fethedilen yerlerde kadı gözetiminde nüfus ve gelir kaynakları sayımı yapılırdı.

Bu bilgiler, Tahrir Defterleri’ne kaydedilirdi. Bu sayede halk, haksızlıklara karşı korunurdu.

Tımarla ilgili ilk bilgiler Orhan Bey, ilk resmi kayıtlar ise I. Murat Hüdavendigâr dönemine aittir.

Sayım sonrası vergi gelirleri, Dirlik adı verilen birimlere ayrılır ve hizmet karşılığı görevlilere dağıtılırdı.

Dirlik Çeşitleri

Dirlikler, yıllık gelirlerine göre üçe ayrılırdı: Has, Zeamet ve Tımar.

  • Has: Yıllık geliri 100.000 akçeden fazla olan dirliklerdir. Padişah, vezirler, beylerbeyi gibi üst düzey yöneticilere verilirdi.
  • Zeamet: Yıllık geliri 20.000 ile 100.000 akçe arasında olan dirliklerdir. Subaşı, alay beyi gibi orta düzeydeki devlet görevlilerine verilirdi.
  • Tımar: Yıllık geliri 20.000 akçeye kadar olan dirliklerdir. Savaşta yararlılık gösteren askerlere (Tımarlı Sipahiler) verilirdi.

Tımarlı Sipahiler

Dirlik sahibine Tımarlı Sipahi veya Sahib-i Arz denirdi.

Görevi, devlet adına toprağı reayaya (köylüye) dağıtmak ve üretimin devamlılığını sağlamaktı.

Reaya toprağın sahibi değil, kiracısı konumundaydı.

Sipahi, hasat zamanı köylüden öşür veya haraç adı verilen vergiyi toplardı.

Toprağını geçerli bir neden olmadan üç yıl ekmeyenden çiftbozan vergisi alınırdı.

Cebelü Yetiştirme Sorumluluğu

Tımarlı Sipahiler, dirlikten elde ettikleri gelirin bir kısmıyla asker yetiştirmek zorundaydı.

Bu askerlere Cebelü (zırhlı, silahlı asker) denirdi.

Has ve zeamet sahipleri gelirlerinin her 5.000 akçesi için, tımarlı sipahiler ise her 3.000 akçesi için bir Cebelü yetiştirirdi.

Cebelüler, sipahinin komutasında savaşa katılırdı.

Bu sistem sayesinde devlet, hazineden para harcamadan büyük bir atlı orduya sahip oluyordu.

Tımar Sisteminin Faydaları

  • Devlet hazinesinden para ayırmadan Osmanlı ordusunun taşradaki en kalabalık grubu olan eyalet askerlerini oluşturmuştur.
  • Tarım arazilerinin sürekli işlenmesini sağlayarak üretime süreklilik kazandırdı.
  • Toprak gelirleriyle memur maaşları karşılanmış, vergiler düzenli toplanmıştır.
  • Tımar sistemi ile savaşa hazır askerler (tımarlı sipahiler) yetiştirildi.
  • Tımar sahipleri bulundukları yerlerde güvenliği sağlayarak devlet otoritesini güçlendirdi.
  • Bütün bunların yanında konar-göçer Türkmenlerin, büyük ölçüde yerleşik hayata geçmesi sağlandı.

Pençik Sistemi ve Yeniçeri Ocağı’nın Kuruluşu

Edirne’nin Fethi sonrası elde edilen savaş esirlerinin çokluğu yeni bir sistem doğurdu.

I. Murat döneminde, Çandarlı Halil Paşa’nın önerisiyle Pençik Sistemi (savaş esirlerinin beşte birinin orduya alınması) getirildi.

Bu sistemle, doğrudan padişaha bağlı, maaşlı ve daimi bir ordu olan Yeniçeri Ocağı kuruldu (1363).

Yeniçerilere asker yetiştirmek için Gelibolu’da Acemi Ocağı açıldı.

Devşirme Sistemine Geçiş

1402 Ankara Savaşı’ndan sonra fetihlerin durması ve esir sayısının azalması Pençik sistemini yetersiz kıldı.

Bu nedenle, Balkanlardaki Hristiyan tebaanın çocuklarının orduya alınmasına dayanan Devşirme Sistemi’ne geçildi.

Sistem Çelebi Mehmet zamanında uygulanmaya başlandı ve II. Murat döneminde kanunlaştı.

Devşirilecek çocuklar belirli kurallara göre seçilir, Yahudi ailelerin çocukları bu sisteme dahil edilmezdi.

Devşirme Süreci ve Eğitimi

Devşirilen çocuklar önce Müslüman bir Türk ailenin yanına verilerek Türk örf ve adetlerini öğrenirdi. Buna “Türk’e vermek” denirdi.

Daha sonra Acemi Ocağı’nda 3 ila 8 yıl arasında sıkı bir askeri eğitim alırlardı.

Zeki ve yetenekli olanlar saray okulu olan Enderun’a seçilerek devlet adamı olarak yetiştirilirdi.

Eğitimini tamamlayanlar Bedergâh (kapıya çıkma) töreniyle Yeniçeri Ocağı gibi Kapıkulu birliklerine katılırdı.

Kapıkulu Askerlerinin Önemi

Kapıkulu Ocakları, devletin merkez ordusunu oluşturur ve doğrudan padişaha bağlıydı.

Maaşlı, profesyonel askerlerdi ve barış zamanında bile savaşa hazır beklerlerdi.

Merkezî otoritenin en büyük güvencesiydi ve eyaletlerdeki Tımarlı Sipahiler gibi yerel güçleri dengelerdi.

Fetret Devri gibi zor zamanlarda devletin birliğinin korunmasında kilit rol oynadılar.

Kapıkulu Piyadeleri

  • Yeniçeriler: Kapıkulu piyadelerinin en kalabalık ve en önemli sınıfıydı. Üç ayda bir ulufe maaşı alırlardı.
  • Cebeciler: Silahların yapımı, onarımı ve korunmasından sorumluydu.
  • Topçular: Top döker ve savaşta kullanırlardı.
  • Top Arabacıları: Ağır topları savaş alanına taşırlardı.
  • Humbaracılar: Havan topu ve el bombası yapar, kullanırlardı.
  • Lağımcılar: Kuşatmalarda tünel kazarak kale duvarlarını yıkarlardı.

Kapıkulu Süvarileri (Atlı Bölükler)

Padişaha en yakın olan atlı birliklerdi ve “Altı Bölük Halkı” olarak da bilinirlerdi.

  • Sipahiler ve Silahtarlar: Savaş sırasında padişahın çadırını ve silahlarını korurlardı.
  • Sağ ve Sol Ulufeciler: Padişahın ve ordunun sancaklarını korurlardı.
  • Sağ ve Sol Garipler: Ordunun ağırlıklarını ve hazineyi korurlardı.

Yeniçerilerden daha itibarlıydılar ve daha yüksek maaş alırlardı.

Osmanlı Hukuk Sisteminin Temelleri

Osmanlı Devleti’nde hukuk, Şeri Hukuk ve Örfi Hukuk olmak üzere iki temelden oluşurdu.

  • Şeri Hukuk: İslam dininin kurallarına dayanan temel hukuk sistemidir.
  • Örfi Hukuk: Türk gelenek ve görenekleri ile padişahın emirlerinden (ferman, kanunname) oluşurdu.

Önemli bir kural olarak, örfi hukuk kuralları hiçbir zaman şeri hukuka aykırı olamazdı.

Kadılar

Davalar, kadıların başkanlık ettiği şeri mahkemelerde görülürdü.

Yargı teşkilatının başında Kazasker bulunurdu. Kazasker, Divan-ı Hümayun üyesiydi ve kadıların atamasını yapardı.

Osmanlı Devleti’nin ilk kadısı, Osman Gazi tarafından atanan Dursun Fakih’tir.

Kadılar, görev yaptıkları kaza adı verilen yerlerde adaleti sağlamanın yanı sıra idari görevler de üstlenirlerdi.

Verdikleri kararlara itiraz, Divan-ı Hümayun’da yeniden görüşülebilirdi.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*