Bu sayfada paylaştığımız İslam Bilim Tarihi Dersi ders notlarımız sayesinde tüm konulara hakim olacaksınız. Seçmeli İslam Bilim Tarihi Dersi 9. 10. 11. ve 12. sınıflarda seçmeli olarak okutulan bir derstir. Bu tarih ders notları Milli Eğitim Bakanlığı müfredatına uygun olarak hazırlandı. Bu yazımızda Seçmeli İslam Bilim Tarihi Dersinin 6. ünitesi olan İslam’da Bilim ve Eğitimde Gelişmeler (XI-XII. Yüzyıl) Ders Notunu paylaşıyoruz.
Sınıf: Seçmeli tarih
Ders: İslam Bilim Tarihi
Ünite: 6. ünite: İslam’da Bilim ve Eğitimde Gelişmeler (XI-XII. Yüzyıl)
İlgili yazılı: İslam Bilim Tarihi 1. dönem 2. yazılı
İslam’da Bilim ve Eğitimde Gelişmeler (XI-XII. Yüzyıl)
- XI. Yüzyılda İslam Bilim İnsanları ve Çalışmaları: Bu dönemde İslam dünyasında bilimsel çalışmalar hız kesmeden devam etmiş ve önemli bilim insanları yetişmiştir.
- İbn Heysem (965-1040): Fizikçi, matematikçi ve astronom. Optik biliminin (ilm-i menazır) kurucusu olarak kabul edilir.
- Vezirlik görevini bırakarak ömrünü bilime adamıştır. Optik başta olmak üzere matematik, fizik ve metafizik alanlarında 200’e yakın eser yazmıştır. En bilinen eseri Kitab el-Menazır (Optik Kitabı)‘dır.
- İbn Heysem’in Bilim Anlayışı: Bilimle uğraşan araştırmacılarda üç temel özellik olması gerektiğini savunmuştur:
- Hakkın Elde Edilmesi: Bilimin amacının gerçek ve doğru bilgiye ulaşmak olduğunu belirtir.
- Hakim Bilgiye Güvenmemek: Araştırmacının okuduğu her metni eleştirel bir şekilde sorgulaması gerektiğini vurgular.
- Kendi Görüşünden Sakınmak: Araştırmacının kendi düşüncesinin kesin doğru olduğu yanılgısına düşmemesi gerektiğini söyler.
- Kitab el-Menazır (Optik Kitabı): İbn Heysem’in en önemli eseridir. “Optik Hazinesi” olarak da bilinir. XII. yüzyılın sonlarında veya XIII. yüzyılın başlarında Latinceye çevrilmiş ve büyük etki yaratmıştır.
- Witelo, Roger Bacon, Kepler ve Descartes gibi birçok Batılı optikçinin teorilerinin oluşumunda etkili olmuştur.
- İbn Heysem, fizik bilimlerini matematik bilimleriyle birleştirmiş ve çeşitli aletler kullanarak yaptığı deneyler optik tarihinde bir ilk olmuştur.
- Karanlık Oda Deneyi (Camera Obscura): İbn Heysem, ışık ve görme üzerine deneylerini “el-beyt el-muzlim (karanlık oda)” adını verdiği bir odada yapmıştır.
- Batı bilim tarihinde Camera Obscura olarak bilinen bu deneyin ilk olarak İbn Heysem tarafından yapıldığı, XX. yüzyılın başlarında E. Wiedemann’ın çalışmalarıyla ortaya konmuştur. Önceleri Roger Bacon ve Leonardo da Vinci gibi bilim insanlarına atfedilmiştir.
- Bîrûnî (973-1061): XI. yüzyılın önemli Müslüman bilim insanlarından biridir. Bilimsel tutumu, araştırma tutkusu ve yazdığı eserlerin hacmi ve içeriğiyle tüm zamanların en büyük bilginlerinden biri olarak kabul edilir.
- Bilimsel çalışma anlayışını şu sözlerle ifade etmiştir: “Ben her kişinin kendi çalışmasında yapması gerekeni yaptım. Bunlar öncekilerin başarılarını minnettarlıkla karşılamak, onların yanlışlarını ürkmeden doğrultmak, kendisine gerçek olarak görüneni gelecek kuşağa ve sonrakilere emanet etmektir.“
- Tahdîd Nihâyât el-Emâkin li-Tashîh Mesâfât el-Mesâkin (Mekânların Sınırlarının Belirlenmesi ve Meskûn Yerler Arasındaki Mesafelerin Düzeltilmesi): Bîrûnî’nin bu eseriyle matematiksel coğrafya bağımsız bir disiplin haline gelmiştir. Kitabın başında jeodezi (yeryüzü düzlemini ölçme bilgisi) adını verdiği yeni bir bilim dalı geliştirdiğini belirtmiştir.
- Bîrûnî, kıble yönü ve kıble konusundaki yanlışlıkları giderecek bilgiler vermiş, şehirlerin enlem ve boylamları arasındaki farklılıklara değinmiştir.
- Kanûnu’l-Mes’udî: 1030 yılında Gazneli Sultanı Mesud’a sunulan bu eser, astronomi, trigonometri, astroloji, jeodezi, meteoroloji, coğrafya, peygamberler tarihi ve hükümdarlar tarihi gibi konuları içeren ansiklopedik bir çalışmadır.
- Kitâbu’l-Cemâhir fi Ma’rifeti’l Cevâhir (Kıymetli Taşlar ve Metaller Kitabı): Mineraloji, madencilik, fizik, kimya, etnoloji gibi konuların yanı sıra psikoloji, fizyoloji, sosyoloji, tıp, tarih, ahlak ve fıkıh ile ilgili bilgiler de içerir. Bîrûnî bu eserde maddelerin özgül ağırlığını ölçmüş ve kendi icadı olan “cihaz-ı mahruti” adını verdiği bir alet kullanmıştır.
- Kitâbu’s-Saydala (Şifalı bitkiler ve ilaç yapımı hakkında) adlı eseri tıp ve eczacılıkla ilgilidir.
- İbn Sina (980-1037): XI. yüzyılın önemli bilim insanlarından biridir. Başlıca tıp eseri olan Kânûn fi’t-tıbb (Tıp Kanunu) beş ciltten oluşmaktadır.
- Tarihte ilk defa tıp ve cerrahiyi iki ayrı disiplin olarak değerlendirmiş ve cerrahi tedavinin sağlıklı yürütülebilmesi için anatominin önemini vurgulamıştır.
- Kânûn fi’t-tıbb (Tıp Kanunu): 500 yıl boyunca geçerliliğini korumuş ve Batı’da “avicenna” olarak bilinen İbn Sina, Aristoteles ve Galen gibi otorite kabul edilmiştir. Bu kitap XII. yüzyılda Latinceye çevrilmiş ve XVII. yüzyıla kadar Avrupa tıp bilimini etkilemiştir.
- İbn Sina aynı zamanda bir ruh hekimi olarak da tanınmıştır. Kendisine kadar hastalıkların psikolojik yönü daha çok din adamları tarafından ele alınmıştır. Melankoli hastalığını tanımlamış ve ruh ile bedenin ayrı cevherler olduğunu, her birinin kendine özgü hastalıkları olduğunu belirtmiştir.
- İbn Sina, simya (alşimi) alanına eleştirel bir yaklaşım getirmiştir. Risâletü’l-iksîr adlı eserinde basit metallerin altına veya gümüşe dönüştürülemeyeceğini ifade etmiştir.
- Dinamik, optik ve fizyolojik optik gibi fizik konularıyla da ilgilenmiştir.
- İbn Sina, İslam bilim ve düşünce tarihinde ilk defa felsefe ve ilimlerin ansiklopedisini oluşturmuş ve aynı zamanda nesir, nazım ve hikâye tarzında felsefi eserler kaleme alan bir sanatkâr-filozoftur. Eş-Şifâ adlı eserinde felsefenin bütün disiplinleriyle ilgili yazmıştır.
XII. YÜZYILDA BİLİMSEL GELİŞMELER VE ÖNE ÇIKAN BİLİM İNSANLARI
- Ömer Hayyam (1048-1132): Cebir, aritmetik ve geometri alanlarında eserler yazmış; irrasyonel sayıların da rasyonel sayılar gibi işlemlerde kullanılabileceğini göstermiştir.
- Risâle fī el-Berâhîn ‘alâ Mesâ’il el-Cebr ve-l-Mukâbele (Denklemlerin sınıflandırılması ve her grubun çözüm yöntemleri üzerine) adlı kitabı XI. yüzyılın ortalarında Avrupa’da tanınmıştır.
- Abdurrahman el-Hâzinî: Mîzân el-Hikme adlı eseri tam anlamıyla bir fizik kitabıdır ve XII. yüzyılda Müslüman bilginlerinin bildiği birçok fiziksel yasayı öğretmektedir. Suyun özgül ağırlığının sıcaklığa bağlı olduğuna dair açık bilgiye sahiptir.
- Mizan el-Hikme (Bilgelik Terazisi): Terazi gelişiminin en üst noktası olarak kabul edilir. Abdurrahmân el-Hâzînî tarafından mükemmelleştirilmiş ve 1/60000’lik bir hassasiyete ulaşacak şekilde yapılmıştır. Bu terazi çeşitli ticari hesaplamalar için kullanılmıştır.
- Şerafeddin el-Tusi (1135-1213): Özellikle matematik alanında önemli katkılarda bulunmuş bir bilim insanıdır. Mesailül-cebr vel-Mukabele adlı eserinde üçüncü dereceden denklemleri on üçe ayırmış ve çözümleri üzerine çalışmalar yapmıştır. Elde ettiği sonuçlar erken modern bilim tarihinin önemli isimlerinden Newton’un sonuçlarına yakındır.
MEDRESELERİN KURULUŞU VE ÖNEMİ
- Medrese, İslam tarihinde eğitim ve öğretim kurumlarının genel adıdır ve yüksek eğitim kurumu anlamında da kullanılmıştır. Mekke’de Hz. Peygamber’in evi ve Daru’l Erkam, bu faaliyetler için kullanılan ilk önemli mekanlardır. İslam kaynaklarında medrese olarak anılan ilk yapı, İshak es-Sıbgi (?-954) tarafından İran’ın Nişabur şehrinde kurulan Darüssünne‘dir.
- Vakıflar, İslam medeniyetinin temel kurumlarından biridir. Bir malın dini, sosyal ve hayri bir amaca ebediyen tahsis edilmesini ifade eder. İslam tarihindeki ilk vakıflar, Hz. Peygamber’in Medine’deki bazı arazilerini Müslümanların yararına vakfetmesiyle başlamıştır.
- İslam tarihinde medrese denilince akla daha çok Nizamu’l-Mülk tarafından yaptırılan Nizamiye Medreseleri gelir.
- Nizamu’l-Mülk (1018-1092): Selçuklu sultanları Alparslan ve Melikşah’ın vezirliğini yapmıştır. İslam eğitim tarihinde önemli bir yeri vardır. Başta Bağdat olmak üzere birçok şehirde kendi adıyla anılan Nizamiye Medreseleri kurarak bilimin gelişmesine katkıda bulunmuştur.
- Gazâlî (1058-1111): Horasan’da doğmuş önemli bir düşünürdür. Mantık, fıkıh, fizik ve metafizik alanlarındaki çalışmalarıyla tanınır. “Hüccetü’l-İslâm (İslam’ın dayanağı)” ve “Zeynü’d-dîn (dinin süsü)” gibi unvanlarla anılmıştır.
- Nizamu’l-Mülk, Gazâlî’yi Nişabur’daki Nizamiye Medresesi’nin müderrisliğine getirmiştir.
- Gazâlî, düşüncenin özgürce gelişmesini savunmuş ve toplumun fikir ve hikmet temelinde yeniden inşası için çabalamıştır. Hayatının son döneminde yazdığı ünlü eseri İhyâü Ulûmi’d-Din (Dini İlimlerin İhyası) ile toplumsal sorunlara çözüm aramıştır. Gazâlî’nin kelam ilmindeki yetkinliği bir dönüm noktası olarak kabul edilir.
- Gazâlî’ye göre ilmi faaliyetlerin amacı insanın nefsini arındırması ve yaratıcısına daha çok yaklaşmasıdır. İlmî derinliği ve İslami hakikatleri dile getirmedeki cesareti nedeniyle “Hüccetü’l-İslam” olarak anılan Gazâlî, İhyâü Ulûmi’d-Din adlı eserine ilim bölümüyle başlamaktadır.
Bir yanıt bırakın