Türk Düşünce Tarihi 10. 11. ve 12. sınıflarda seçmeli olarak okutulan bir derstir. Bu sayfada paylaştığımız Türk Düşünce Tarihi ders notları sayesinde sınavda karşılaşabileceğiniz tüm konulara hakim olacaksınız. Bu özet ders notları Milli Eğitim Bakanlığı müfredatına uygun olarak hazırlandı. Bu ders notları sayesinde Seçmeli Türk Düşünce Tarihi Dersi yazılısından 100 alacaksınız. Türk Düşünce Tarihi 4. Ünite: Cumhuriyet Dönemi Türk Düşüncesi Ders Notu MEB ders kitapları ile uyumludur.
Sınıf: Seçmeli tarih
Ders: Türk Düşünce Tarihi
Ünite: 4. ünite: Cumhuriyet Dönemi Türk Düşüncesi
İlgili yazılı: Türk Düşünce Tarihi 2. dönem 2. yazılı
4. Ünite: Cumhuriyet Dönemi Türk Düşüncesi
Dinî Düşünce
Cumhuriyet rejimine geçişle birlikte, Osmanlı’dan miras alınan dinî düşünce geleneği devam etti. Dinî kurumlar değişse de, Osmanlı’da olduğu gibi Cumhuriyet Dönemi’nde de devlet kurumu olma özelliğini korudu. Şeyhülislamlık, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından önce Şeriye ve Evkaf Vekâleti’ne dönüştürüldü.
Dinî Kurumlardaki Değişiklikler
- 3 Mart 1924’te halifeliğin kaldırılmasıyla Şeriye ve Evkaf Vekâleti de kaldırıldı.
- Yerine Diyanet İşleri Reisliği kuruldu.
- Diyanet İşleri Reisliği’nin görevi, kuruluş kanununda “İslam dininin ‘itikat ve ibadet’ alanıyla ilgili işlerini yürütmek” ve “dinî kurumları idare etmek” olarak belirtildi.
- 1965’te yürürlüğe giren 633 sayılı Kanun ile bugünkü Diyanet İşleri Başkanlığı statüsüne ulaştı.
İlk Diyanet İşleri Reisi
- İlk kez Diyanet İşleri Reisliği’ne atanacak kişinin, geçiş döneminin sorumluluğunu üstlenebilecek, kurumu laik sistem içerisine yerleştirebilecek niteliklere sahip olması istendi.
- Dinî bilgisine saygı duyulan, halk tarafından sevilen ve yeni gelişmelere açık, donanımlı bir âlim olması arzulandı.
- Börekçizade Mehmet Rifat Efendi (Rifat Börekçi) bu özelliklere sahip görüldü.
Rifat Börekçi ve Millî Mücadele
- Mehmet Rifat Efendi, Mustafa Kemal Atatürk’ün organize ettiği Millî Mücadele hareketini başından itibaren destekledi.
- Millî Mücadele’nin ilk yıllarında Ankara Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ni kurdu ve başkanlığını yaptı.
- 23 Nisan 1920’de Menteşe’den (Muğla) milletvekili seçilerek ilk meclise katıldı.
- Şeyhülislam Dürrîzâde’nin İngilizlerin baskısıyla Millî Mücadele aleyhine verdiği fetvayı reddeden bir fetva yayımladı.
- Hâkimiyet-i Milliye Gazetesi’nde yayımlanıp dağıtılan fetva, halkın Millî Mücadele etrafında toplanmasında çok etkili oldu.
- Bunun üzerine, 25 Nisan 1920’de İstanbul Hükûmeti tarafından Ankara müftülüğü görevinden alındı ve Millî Mücadele’ye destek olduğu için idama karar verildi.
- Ankara Hükûmeti Rifat Efendi’yi müftülük görevine iade etti.
- Altı ay Menteşe milletvekili olarak TBMM’de bulundu, sonra müftülüğü tercih ederek milletvekilliğini bıraktı.
- 31 Mart 1924’te Diyanet İşleri Reisliği kuruldu ve başına Mehmet Rifat Efendi getirildi.
- O, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Diyanet İşleri Reisi sıfatıyla 1941’e kadar görevde kaldı.
- Soyadı Kanunu çıkınca Börekçi soyadını aldı.
Din Eğitimi Kurumları
- Cumhuriyetin ilanından sonra medreseler, Tevhid-i Tedrisat (Öğrenim Birliği) Kanunu kabul edilene kadar eğitim öğretime devam etti.
- TBMM’de 3 Mart 1924’te kabul edilen Tevhid-i Tedrisat Kanunu, kapatılan medreseler yerine din eğitimi veren yeni kurumların açılması hükmünü getirdi.
- Bu kanunla ilahiyat fakültesi ve imam hatip okulları açma yetkisi Millî Eğitim Bakanlığı’na verildi.
Ana Kaynakların Türkçeleştirilmesi
Cumhuriyet Dönemi’nde dinî düşüncede yaşanan önemli gelişmelerden biri de dinin ana kaynaklarının Türkçeye çevrilmesine yönelik çalışmaların artması oldu. Kur’an-ı Kerim’in Türkçe konuşan toplum tarafından anlaşılması gerekliliği üzerinde duruldu. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, çeviri gerekçesi için şöyle dedi: “Türkler dinlerinin ne olduğunu bilmiyorlar, bunun için Kur’an Türkçe olmalıdır.”.
Kur’an ve Hadis Çeviri Projeleri
- 21 Şubat 1925’te, yeni bir Kur’an tercüme ve tefsirinin hazırlanması ve bir hadis kitabının Türkçeye çevrilmesi kararlaştırıldı.
- Kur’an-ı Kerim’i tercüme görevi Mehmet Akif Ersoy’a, tefsir görevi ise Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır’a verildi.
- Belirlenen hadis kitabının Babanzade Ahmet Naim tarafından hazırlanması kararlaştırıldı.
Elmalılı Hamdi Yazır
- Mehmet Akif Ersoy’un tercüme görevini bırakması üzerine bu iş de Elmalılı Hamdi Yazır’a verildi.
- Elmalılı Hamdi Yazır, son dönem Osmanlı medreselerinde yetişti ve müderrislik yaptı.
- Milletvekilliği, nazırlık gibi çeşitli devlet görevlerinde bulundu.
- Dinî ilimlerde yetkin olmanın yanında farklı disiplinlere de hâkimdi.
- İyi derecede Arapça, Farsça ve Fransızca biliyordu. Fransızcadan felsefeyle ilgili çevirisi de vardı.
- Hak Dini Kur’an Dili, Cumhuriyet Dönemi’nde dinî düşüncenin gelişimini doğrudan etkileyen başlıca kitaplardan biriydi.
- Bu eser, birçok Kur’an merkezli araştırmaya kaynaklık etti ve Türkiye’deki Kur’an anlama/yorumlama faaliyetlerinde etkili oldu.
Hak Dini Kur’an Dili’nin Tamamlanması ve Önemi
- Elmalılı Hamdi Yazır, meal ve tefsir yazma işine 1926’da başladı ve 1938’de tamamladı.
- 1938’de ilk defa Diyanet İşleri Reisliği tarafından Hak Dini Kur’an Dili adıyla sekiz cilt olarak yayımlandı.
- Daha sonra birçok baskısı yapıldı.
- Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Türkçe Kur’an-ı Kerim tefsir çalışmalarından biriydi.
- Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçişin toplumsal yapısını yansıtan bir eserdi.
- Tefsiri yazarken, fıkıhla ilgili konularda genellikle Hanefi âlimleri tarafından yazılan kaynak eserlere başvurdu.
Hadis Çalışmaları: Sahih-i Buhari Tercümesi
- Buhari’nin Câmiu’s-sahih adlı kitabı, Kur’an-ı Kerim’den sonra İslam dininin ikinci ana kaynağı kabul edilir.
- Bu eser kısaca Sahih-i Buhari olarak tanınır.
- Tecrid-i Sarih, el-Camiü’s-Sahih’in belirli ölçütlerle kısaltılmış şeklidir.
- Ahmet Naim’e verilen görev, Buhari’nin el-Cami’ al-Sahih’inin özetini (muhtasar), Tecrid-i Sarih’in tercüme ve şerhini yapmaktı.
- Eserin ilk üç cildinin tercüme ve şerhini yapan Ahmet Naim, çalışmasını tamamlayamadan vefat etti.
- Ahmet Naim, Cumhuriyet Dönemi’nde hadis ilmine önemli katkılar sağladı.
- Tecrid-i Sarih’in diğer ciltleri Kâmil Miras tarafından tercüme ve şerh edildi.
Ahmet Hamdi Akseki
- Buhari’nin el-Cami’ al-Sahih’inin özeti ile Tecrid-i Sarih’in tercüme ve şerhinin yapılıp Diyanet İşleri Başkanlığı adına yayımlanmasına Ahmet Hamdi Akseki’nin katkısı oldu.
- Rifat Börekçi’nin isteği üzerine Diyanet İşleri Reisliği Hey’et-i Müşâvere üyeliğine atandı.
- Daha sonra 1947’de Diyanet İşleri Reisliği’ne getirildi.
- Türkçe dinî eserlerin az olduğu dönemde Ahmet Hamdi Akseki’nin İslam Dini kitabı Türkiye’de en çok okunan dinî kitaplardan biri oldu.
- İmam hatip liselerinde uzun yıllar ders kitabı olarak okutuldu.
Diğer Önemli Din Âlimleri
- Cumhuriyet Dönemi’nde dinî düşünceye katkı sağlayan önemli âlimlerden bir diğeri İsmail Hakkı İzmirli (1869-1946) oldu.
- İslami ilimlerin tüm dallarında eser verdi.
- Kur’an ilimleri, hadis, ahlak, tasavvuf, mezhepler tarihi, fıkıh, kelam, felsefe ve mantıkla ilgili çok sayıda kitap yazdı.
- Asıl katkısı kelam düşüncesinde oldu.
- Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçişte Hasan Basri Çantay, Ömer Rıza Doğrul, Konyalı Mehmet Vehbi gibi diğer İslam âlimleri de yazdıkları tefsir ve eserlerle dinî düşüncenin gelişimine büyük katkı sağladılar.
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Hakkı İzmirli, Cumhuriyet dönemi kelam ilminde yeni arayışları temsil eden bir âlim olarak tanındı. Yeni İlm-i Kelam kitabını, kelam ilmini zamanın ihtiyaçlarına göre yeni bir metotla ele almak amacıyla yazdı.
Ömer Nasuhi Bilmen
- Türkiye Cumhuriyeti’nin beşinci Diyanet İşleri Başkanı olan Ömer Nasuhi Bilmen, fıkıh ve tefsir âlimiydi.
- Onun üzerinde kitap yazdı, her biri ayrı bir ilmî araştırma konusunu içeriyordu.
- Özellikle Büyük İslâm İlmihali kitabı; Türkiye’de öğrencilerin, din görevlilerinin ve halkın ilgisini gördü.
- O dönemde iki buçuk milyondan fazla basıldı.
TDV İslâm Ansiklopedisi
- Özellikle TDV İslâm Ansiklopedisi, dünyada Müslümanlar tarafından hazırlanmış, hem madde listesi hem de içerik açısından özgün olan ve telif niteliği taşıyan ilk ansiklopedidir.
- İki binin üzerinde uzman yazar katkıda bulundu.
- 1983’te hazırlanmaya başlandı, 2016’da kırk altı cilde ulaştı ve tamamlandı.
- Başlangıcından günümüze kadar İslam dini, tarihi, medeniyeti ve İslam toplumlarına dair hemen her konuda güvenilir, doğru ve yeterli bilgi sunmayı hedefledi.
- İslam ilimleri, İslam düşüncesi ve beşerî/sosyal bilimlerin farklı alanlarında yapılacak araştırmalar için kapsamlı bir kaynak oldu.
Cumhuriyet Döneminde Felsefi Düşüncenin Gelişimi
- Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ve ulus devlete geçişle topyekûn modernleşme süreci başladı.
- Devletin tüm imkanları “yeni yurttaş/insan” ve “yeni toplum” idealini gerçekleştirmek için kullanıldı.
- 1920 ve 30’lu yıllarda siyaset, ekonomi, bilim, sanat, edebiyat gibi her şey bu amaç için seferber edildi.
Çevirilerin Rolü
- 1940’lı yıllar, başta Batı klasikleri olmak üzere farklı düşünceleri (varoluşçuluktan Marksizm’e) içeren çok sayıda çevirinin yapıldığı bir dönemdi.
- Bu çeviriler, dönemin dil ve kültür politikalarının yerleşip yaygınlaşmasında önemli rol oynadı.
- Ayrıca felsefe kültürünün yayılmasını ve felsefe dilinin işlevsellik kazanmasını sağladı.
- Yine bu yıllarda Eski Yunanca ve Latince eğitimine başlandı.
- Özellikle “hümanizma” (insancılık) ideali çevresinde çalışmalar yapıldı.
Felsefe Eğitiminin Başlangıcı
- Cumhuriyet Dönemi’nde felsefe eğitimi ilk kez 1933’te, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde verilmeye başlandı.
- Ardından 1940’ta Dil Tarih Coğrafya Fakültesinde (DTCF) felsefe eğitimi başladı.
Üniversite Reformu ve Yabancı Felsefeciler
- 1933’te gerçekleştirilen Üniversite Reformu ile kapatılan Darülfünun yerine İstanbul Üniversitesi kuruldu.
- Felsefe bölümü, zamanın önde gelen pozitivistlerinden Hans Reichenbach başkanlığında kuruldu.
- 1930’lu yıllarda Türkiye’ye gelen Alman felsefeciler, Türkiye’de yeni bir felsefeci tipinin oluşmasında önemli roller oynadı.
Alman Felsefecilerin Etkileri
- Viyana Çevresi’ne mensup Hans Reichenbach, matematiksel mantık ve bilimsel felsefe dersleri verdi.
- Türkiye’de felsefenin bilim ekseni üzerinde gelişip yayılmasında etkili oldu.
- Ernst von Aster ve Walter Kranz felsefe tarihi çalışmalarına ağırlık verdi.
Yerli Felsefeciler ve Etkileşim
Başta Reichenbach ve Ernst von Aster’ın etkisinde kalan Nusret Hızır, Macit Gökberk, Takiyettin Mengüşoğlu gibi felsefeciler, Cumhuriyet Dönemi’ndeki felsefi düşüncenin şekillenmesinde önemli rol oynadı.
Dil Tarih Coğrafya Fakültesinde Felsefe Bölümü
- 1935’te kurulan DTCF’ye, felsefe bölümünü kurmak üzere Fransa’dan Profesör Olivier Lacombe getirildi.
- Felsefe bölümü DTCF’de başlangıçta “Felsefe Zümresi” olarak yapılandı.
- Bünyesinde sosyoloji, psikoloji ve pedagoji kürsüleri açıldı.
- DTCF Felsefe Bölümünün Türkiye’deki felsefe çalışmalarına en önemli katkısı, 1955’te Ord. Prof. Dr. Aydın Sayılı tarafından kurulan ve daha sonra Bilim Tarihi adını alacak olan İlim Tarihi Kürsüsü’nün kurulması oldu.
Felsefe Derneklerinin Katkısı
Cumhuriyet Dönemi’nde felsefi düşüncenin gelişmesinde felsefe derneklerinin de önemli katkısı oldu. Başlıca dernekler şunlardır:
- Türk Felsefe Cemiyeti (1927)
- Türk Felsefe Derneği (1949-1954)
- Türkiye Felsefe Kurumu (1974)
- Türk Felsefe Derneği (1987)
Türk Felsefe Cemiyeti (1927)
- Hilmi Ziya Ülken’in öncülüğünde kuruldu.
- Cumhuriyet Dönemi’nin ilk felsefe derneğidir.
- 1927’den itibaren Felsefe ve İçtimaiyat Mecmuası’nı çıkarmaya başladı.
- Önemli felsefi tartışmalara mekan sağlayarak bir felsefe geleneği kurmayı hedefledi.
Türk Felsefe Derneği (1949-1954)
- İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü’nün ilk kuşak öğretim üyelerinden Hilmi Ziya Ülken, Nermi Uygur, Bedia Akarsu gibi isimlerin Macit Gökberk’in öncülüğünde kurdukları dernektir.
- Kısa sürede birçok felsefe etkinliğine ev sahipliği yaptı ancak beş yıl sonra kapandı.
Türkiye Felsefe Kurumu (1974)
- İoanna Kuçuradi’nin girişimiyle ve Ankara Üniversitesinin desteğiyle kuruldu.
- Kurucuları arasında Prof. Nusret Hızır, Prof. Dr. Takiyettin Mengüşoğlu, Prof. Dr. Suat Sinanoğlu, Doç. Dr. Cemal Yıldırım bulundu.
- Merkezi Ankara’daydı.
- Temel amacı, Türkiye’de felsefenin gelişmesini sağlayacak çalışmalar yürütmekti.
- Felsefe alanında çok sayıda çeviri ve telif çalışması yayımladı.
- 2003’te Dünya Felsefe Kongresi’nin İstanbul’da yapılmasına öncülük etti.
Türk Felsefe Derneği (1987)
- 1987 yılında Ankara’da kuruldu.
- Derneğin yayın organı olan Felsefe Dünyası felsefe alanının uzun soluklu dergilerinden biri oldu.
Felsefe Dergileri
- Cumhuriyet Dönemi’nin ilk özel felsefe dergisi 1921’de Mustafa Şekip Tunç’un öncülüğünde yayımlanan Dergâh Mecmuası oldu.
- Bu dergide sezgiciliğin temsilcisi Bergson’un fikirleri esas alındı.
- Yahya Kemal ve Ahmet Haşim gibi isimler yazar kadrosunda yer aldı.
- 1921-1925 yılları arasında Nazım Hikmet, Sadrettin Celal, Dr. Şefik Hüsnü gibi isimlerin çıkardığı Aydınlık dergisi yayımlandı.
- Bu dergide materyalist bir felsefe ve sosyalist bir sanat anlayışı benimseyen görüşlere yer verildi.
- Hilmi Ziya Ülken’in 1927’de yayımlamaya başladığı Felsefe ve İçtimaiyat dergisi 1931’e kadar sürdü.
- Hilmi Ziya Ülken, 1930’lu yıllarda birçok derginin çıkmasına öncülük etti.
- Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu’nun 1934-1972 yılları arasında yayımladığı İş ve Düşünce dergisi felsefe ve sosyolojiyi merkeze aldı.
- 1939’dan 1982’ye kadar yayımlanan Nurettin Topçu’nun Hareket dergisi uzun soluklu yayınlardandı.
- 1990’lı yıllarda felsefe dergisi yayıncılığında büyük artış oldu.
- Bu dönemin öne çıkan yayınları: Cogito, Yeni Türkiye, Bilim ve Felsefe Metinleri, Divan, Doğu-Batı, Felsefelogos, Us.
- 2000’li yıllarda üniversitelerin felsefe bölümleri öne çıktı.
- Üniversite yayınlarına örnekler: Kaygı, Yeditepe’de Felsefe, FLSF, Temâşâ.
- 2000’li yılların öne çıkan diğer dergileri: Teoman Duralı yönetiminde yayımlanan Kutadgu Bilig, Baykuş Felsefe Yazıları Dergisi ve Beyt’ül Hikme.
Cumhuriyet Dönemi Bilimsel Düşünce
- Başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere yönetici kadro, çağdaş yönetim ve yaşam şeklini akıl ve bilim rehberliğinde oluşturmak istedi.
- Bilim ve teknoloji politikalarının amaçları; ekonomik kalkınma, refah, çevre ve savunma gibi alanları geliştirmeye yönelikti.
- Atatürk, yeni siyasal yapıyı biçimlendirirken bilim ve kültür alanında dayanılacak temeller üzerine çalıştı.
- Batı’nın gelişmişliğinin altında yatan temel faktörün bilimsel faaliyetler olduğunu fark etti.
Atatürk’ün ve Bilim
- Bu gerçeği halka anlatmak için 22 Eylül 1924’te Samsun’da “Hayatta en hakiki yol gösterici ilimdir, fendir.” sözünü söyledi.
- Bu sözle Cumhuriyet’in dayandırılacağı esasları özetledi.
- Yaşam biçiminin bilimsel bilgiye dayandığını, gerçek gücün bu bilgi olduğunu vurguladı.
- Atatürk, “Türk milletinin yürümekte olduğu ilerleme ve medeniyet yolunda, elinde ve kafasında tuttuğu meşale müspet ilimdir.” diyerek düşüncelerini uygulamaya koydu.
- Atatürk’ün yaptığı inkılapların dayandığı temel “bilim” ve “bilimsel düşünce” oldu.
Eğitim Sisteminin Modernizasyonu
- Eğitim meselesi ilk defa 1921 tarihli Maarif Kongresi’nde ele alındı.
- Bu yıllarda eğitim, Osmanlı’dan kalan medrese ve Batı tipi okulların karışımıydı.
- İlk adım 1924’te Tevhid-i Tedrisat’ın kabul edilmesiyle atıldı.
- Böylece millî ve çağdaş eğitim sisteminin temeli atıldı.
Alfabe Değişikliği ve Türkçe Bilim
- 1928’de Latin Harfleri Kanunu’nun kabul edilmesiyle alfabe sıkıntıları giderildi.
- Türk diliyle bilimsel faaliyetler gerçekleştirilmeye başlandı.
- Türk Dili Tetkik Cemiyeti (Türk Dil Kurumu) 12 Temmuz 1932’de Atatürk’ün talimatıyla kuruldu.
- Cemiyetin amacı, Türk dilinin zenginliğini ortaya çıkarmak ve onu dünya dilleri arasındaki değerine ulaştırmaktı.
- Eğitim kurumlarını çağdaşlaştırmak için Amerikalı pedagog John Dewey, Atatürk’ün isteğiyle ülkeye davet edildi.
Millet Mektepleri
- 1928 Harf Devrimi’nden sonra, halkın yeni alfabeyi öğrenmesi için 1929’dan itibaren millet mektepleri açıldı.
- Halka okuma yazma öğretmek amaçlandı.
- Bunların büyük çoğunluğu köylerdeydi.
Halkevleri ve Halk Odaları
- Halkevleri, Cumhuriyet’in halkçı eğitim anlayışını tanıtmak için önemli bir araçtı.
- 1932’de kuruldu. 1941’de 389 Halkevi, 217’ye yakın Halk Odası vardı.
- Çeşitli kurslar ve etkinlikler yapıldı (konferans, konser, sinema).
Köy Enstitüleri
- Atatürk hayattayken 1936’da planlanan köy enstitüleri, köylüye günlük hayata yönelik eğitim vermeyi amaçladı.
- Köylü halkın çağdaş yaşama katılması hedeflendi.
- 1942’de açıldı.
- Hasan Ali Yücel’in desteğiyle 20 farklı bölgede kuruldu.
- Anadolu köylüsü tarım, eğitim ve sağlık alanında eğitim aldı.
Üniversiteler
- 1900’de İstanbul’da Darülfünun adıyla kurulan kurum, ilk Türk üniversitesi kabul edilir.
- Batılı örneklere uygun oluşturulmuştu.
- 1933’te Almanya’dan gelen bilim adamları yardımıyla İstanbul Üniversitesi olarak yeniden düzenlendi.
İstanbul Üniversitesi ve Bilim İnsanları
- İstanbul Üniversitesinde, Nazi yönetiminden kaçan Alman bilim insanları ve yurt dışında yetişen Türk bilim insanları görev aldı.
- Türkiye’nin ikinci üniversitesi, 1944’te kurulan İstanbul Teknik Üniversitesi’dir.
- 1946’da Ankara Üniversitesi kuruldu.
- Yükseköğretimi sistemleştirmek için 1946 yılında Üniversiteler Kanunu çıkarıldı.
Araştırma ve Geliştirme Kurumları
Cumhuriyet’in ilk yıllarında bilimsel çalışmalar için birçok araştırma merkezi ve enstitü kuruldu.
- Örnekler: Adana Pamuk Enstitüsü (1924), Rize Çay Enstitüsü (1924), Eskişehir ve Adapazarı Zirai Enstitüleri (1926), Orta Anadolu Zirai Enstitüleri (1927), Tekel Enstitüsü (1927).
- Diğer tesisler: Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü (1925), Refik Saydam Merkez Hıfzıssıhha Enstitüsü (1928), Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) (1935), Türk Tarih Kurumu (1935), Nazilli Basma Fabrikası (1937).
Refik Saydam Merkez Hıfzıssıhha Enstitüsü
- Cumhuriyet Dönemi’nin ilk Sağlık Bakanı Refik Saydam’dan adını aldı.
- 27 Mayıs 1928’de Ankara’da kuruldu.
- Sağlık Bakanlığına bağlıydı. Hizmetleri üretim, kontrol, teşhis ve eğitim olmak üzere dört gruptu.
- Koruyucu sağlık hizmeti veren, sağlıklı insanı korumayı amaçlayan bir kurumdu.
Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA)
- 1935 yılında kuruldu.
- Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına bağlı bir kamu teşebbüsüydü.
- Madencilik sektöründe çalışacak uzman ve teknik ekip yetiştirmek de amaçlandı.
Kandilli Rasathanesi: Kuruluş ve Gelişim
- 1868 yılında Rasathane-i Amire adıyla kuruldu.
- 1894 Büyük İstanbul Depremi’nden sonra Abdülhamit II tarafından İtalya’dan getirilen cihazlarla deprem araştırmaları başladı.
- 1911’de, Fatin Gökmen zamanında, rasathane İcadiye Tepesi’ne (Üsküdar/İstanbul) taşındı.
- Cumhuriyet Dönemi’nde yeni sismoloji aletleri satın alındı.
- 1936’da ilk kez Kandilli Rasathanesi adını aldı.
- Sismik ve astronomik gözlemlere kesintisiz devam etti.
- 1982’de Boğaziçi Üniversitesine bağlanınca eğitim ve araştırma faaliyetlerine başladı.
- Adı Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Merkezi oldu.
Türk Tarih Kurumu
- Atatürk’ün direktifi üzerine 15 Nisan 1931’de Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti kuruldu.
- Cemiyet 3 Ekim 1935’te Türk Tarih Kurumu adını aldı.
1960 Sonrası Bilim Politikaları
- 1960’tan sonra bilim politikaları daha sistematik hale geldi.
- Bilim ve teknoloji politikasını etkileyen kurumlar kuruldu.
- Devlet Planlama Teşkilatının (DPT) 1961’de kurulmasından sonra 1963’te Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı (BYKP) uygulamaya konuldu.
- Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) 1963’te kuruldu. Kalkınma planındaki bilim politikalarını uygulamak amaçlandı.
- 1983 yılında “Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu” oluşturuldu.
- Kurulda bakanlar, DPT, YÖK, TÜBİTAK ve TAEK başkanları yer aldı.
Cumhuriyet Döneminin Önemli Bilim İnsanları
Cahit Arf (1910-1997)
- Yükseköğrenimini 1932’de Fransa’da tamamladı.
- 1964’te TÜBİTAK’ın ilk bilim kurulu başkanı oldu.
- Türkiye’de matematiğin simgesiydi.
- Cisimlerin kuadratik formlarının sınıflandırılmasında kendi adıyla anılan “Arf Sabiti, Arf Halkaları, Arf Kapanışları” gibi terimleri buldu.
- Matematik ve bilim dünyasına önemli katkılar sağladı.
- Alman matematikçi Helmut Hesse ile Hesse-Arf kuramını geliştirdi.
- İnönü Armağanı (1943) ve TÜBİTAK Bilim Ödülü’nü (1974) kazandı.
Hatice Nüzhet Toydemir Gökdoğan (1910-2003)
- Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kadın astronomu, dekanı ve senatörüdür.
- Atatürk’ün isteğiyle Fransa’da Lyon Üniversitesinde Matematik-Fen okudu.
- Paris Rasathanesinde staj yaptı.
- İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Astronomi Enstitüsüne ilk Türk doçenti olarak atandı.
- İstanbul Üniversitesine gözlemevi kurulması konusunda çalışmalar yaptı.
- Türk Matematik Derneği ve Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği’nin kurucularındandı.
- Türk Astronomi Derneğini kurdu ve yirmi yıl başkanlığını yaptı.
- TÜBİTAK Ulusal Gözlemevinin kurulmasında rol oynadı.
Aydın Sayılı (1913-1993)
- Harvard Üniversitesi’nde fizikten yüksek lisans aldı.
- Aynı üniversitede bilim tarihi eğitimine başladı.
- 1942’de “İslam Dünyasında Bilim Kurumları” teziyle Harvard’dan doktora aldı.
- Bu doktora, dünyada bilim tarihi alanında verilen ilk doktora olarak bilinir.
- 1955’te Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesinde bilim tarihi kürsüsünü kurdu.
- Bilim tarihçiliğinin Türkiye’de yerleşmesini sağladı.
Fuat Sezgin (1924-2018)
- Bilim tarihi ve özellikle İslam bilim tarihi alanındaki araştırmalarıyla tanınır.
- İslam bilim tarihine ait sekiz yüz adet bilimsel aletin çizimini yaptı.
- Çizimleri, Frankfurt Johann Wolfgang Goethe Üniversitesi’nde kurduğu Arap-İslam Bilimler Tarihi Araştırmaları Müzesinde sergiledi.
- Almanya’dan sonra ikinci bir müzeyi 2008’de İstanbul’da kurdu.
- Adı İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi oldu.
- Ömrünü İslam bilim tarihi çalışmalarına adadı.
- Bu alanda yaklaşık bin dört yüz civarında kitap yazdı.
Mahmut Gazi Yaşargil (1925- 2025)
- Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunudur.
- İsviçre’de yüksek lisans ve nöroşirürji (beyin ve sinir cerrahisi) uzmanlığı yaptı.
- 30 Ekim 1967’de, Zürih’te cerrahi mikroskop kullanarak ilk beyin baypas ameliyatını gerçekleştirdi.
- Bu başarısıyla nöroşirürji dünyasında tanındı.
- Cerrahi ekipmanları yetersiz bularak yenilerini geliştirdi.
- Beyin ameliyatlarında kullandığı mikroskop çığır açtı.
- Amerikan Beyin Cerrahları Birliği tarafından “Yüzyılın Adamı” seçildi.
Oktay Sinanoğlu (1935-2015)
- Kimya, moleküler biyofizik ve biyokimya alanlarında buluşlar yaptı.
- Kimya mühendisliği için ABD’ye gitti.
- 1960’ta Yale Üniversitesinin 300 yıllık tarihindeki “en genç profesör” unvanını aldı.
- 1964’te Yale Üniversitesinde Teorik Kimya Bölümünü kurdu.
- Nobel’e iki kez aday gösterilen ilk Türk bilim insanıdır.
- Amerikan Bilim ve Sanat Akademisinin ilk Türk üyesidir.
- Türkiye’de bulunduğu dönemde toplumda bir Türkçe bilinci oluşturmaya çalıştı.
- Türkçenin yabancı dillerin istilası altında olduğunu vurguladı.
- Eğitim dilinin Türkçe olması gerektiğini savundu.
Aziz Sancar (1946- )
- Akademisyen, biyokimyager ve moleküler biyologdur.
- 1997 yılından beri ABD’deki Kuzey Carolina Üniversitesinde çalışmaktadır.
- DNA onarımı, hücre dizilimi, kanser tedavisi ve biyolojik saat üzerinde çalışmaktadır.
- 2005 yılında ABD Ulusal Bilimler Akademisine seçildi. Bilim dünyasının prestijli üyeliklerindendir.
- Bu akademiye seçilen ilk Türk bilim insanıdır.
- 2006’da Türkiye Bilimler Akademisine asli üye seçildi.
- Hücrelerin hasar gören DNA’ları nasıl onardığını ve genetik bilgisini nasıl koruduğunu haritalayan araştırmalarıyla 2015 yılında Nobel Kimya Ödülü’nü kazandı.
Cumhuriyet Dönemi İnkılapları ve Türk Düşünce Hayatı
- Cumhuriyet Dönemi’nde yapılan inkılaplar Türk toplumunun modernleşmesinde önemli etkide bulundu.
- Osmanlı’da Tanzimat Fermanı (1839) ile başlayıp I. Meşrutiyet’in (1876) ilanıyla hızlanan Türk modernleşmesi, Cumhuriyet’te dönüşüme girdi.
İnkılapların Temel Özellikleri
Cumhuriyet Dönemi inkılaplarının dayandığı temel özellikler şunlardır:
- Vatan ve Millet Sevgisi
- Bağımsızlık ve Özgürlük
- Egemenliğin Millete Ait Olması
- Millî Birlik ve Beraberlik Anlayışı
- Kültürün Geliştirilmesi
- Tarih Bilinci
- Dil
- Çağdaş Uygarlık Düzeyinin Üzerine Çıkma
Cumhuriyet Dönemi Düşünce Akımları
- Atatürk’e göre milletin hedefi, dünyada yerini almış medeni bir toplum olmaktır.
- Atatürk, bu hedefler doğrultusunda müspet ilmi rehber edindi.
- II. Meşrutiyet’ten (1908) itibaren belirginleşen Türkçülük, İslamcılık ve Batıcılık akımları, önce Osmanlı’yı kurtarma amacıyla ortaya çıktı.
- Bu akımlar, Cumhuriyet inkılaplarının etkisiyle bir medeniyet ve ahlak anlayışı şeklini aldı.
Ziya Gökalp ve Hars-Uygarlık Ayrımı
- Ziya Gökalp bu tartışmaları yapanların önde gelenlerindendi.
- Ona göre hars (kültür) uygarlık kavramından ayrı ele alınmalıydı.
- Hars; din, ahlak, örf, âdet, gelenek gibi antropolojik kavramlarla ele alınmalıydı.
- Ziya Gökalp kültürü Doğu’da, uygarlığı ise Batı’da vurguladı.
- Batı’dan teknik manasına gelen uygarlığın alınabileceğini öne sürdü.
Diğer Batıcılık Yaklaşımları
- Ahmet Mithat ve Hüseyin Cahit Yalçın, Avrupa’nın bilimi, uygarlığı ve düşüncesinin ayrı değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
- Ali Fuat Başgil, Batı’nın olumlu yanlarının alınıp Türk kültürüne uymayan olumsuz yanlarının alınmaması gerektiğini ileri sürdü.
- Batı bilim ve tekniğinin Türkiye’ye taşınması gerektiğini vurguladı.
Peyami Safa ve Avrupa Medeniyeti
- Cumhuriyet Dönemi’nin fikir adamlarından Edebiyatçı Peyami Safa’ya göre Avrupa medeniyetinin temelleri eski Yunan, Roma kültürü ve Hristiyanlık değerleridir.
- Osmanlı Devleti Avrupa kültür coğrafyasında hüküm sürdü, kültürel etkileşim yaşandı.
- Batı medeniyeti ve düşüncesinin temelinde, Endülüs ve Türk kültürünün izleri de bulunur.
- Çağdaşlaşma yolunda Batı’yı örnek almanın modernleşme açısından faydalı olacağı görüşündeydi.
- Kendini inkılapçı olarak gördü ve esas milliyetçiliğin Atatürk’le başladığını vurguladı.
Erol Güngör ve Değişim Süreci
- Erol Güngör, inkılaplarla değişim sürecine farklı bir yaklaşım getirdi.
- Toplum değerlerini şekillendiren düşüncelerin, tarih ve kültür aktarımındaki süreklilik olduğunu vurguladı.
- Tanzimat ile başlayıp Cumhuriyet’le devam eden dönüşümün Türk tarihi ve kültüründeki sürekliliği sağlayamadığını savundu.
- Sürekliliği sağlayamamanın nedeninin inkılaplar değil, inkılapların uygulanışı sırasındaki aksaklıklar olduğunu belirtti.
- Erol Güngör’ün yaklaşımı, birçok düşünürün ele aldığı konulardandı.
Mavi Anadoluculuk
- Mavi Anadoluculuk düşüncesine göre Batı medeniyetini etkileyen Yunan ve Roma medeniyetlerinin temelinde Anadolu coğrafyası vardır.
- Bu coğrafyaya ait mitolojik anlatılar, antik mimari, antik kentler Yunan kültürüne mal edilemez.
- Batı tarafından Yunan kültürü olarak tanımlanan Antik Anadolu kültürünün temellerini Hitit, Frig, Lidya, Likya, Troya, Pers, İyon, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı kültürü oluşturdu.
- Anadolu’nun ‘’kültürlerin geçiş köprüsü’’ olduğu görüşünü kabul etmedi.
Halikarnas Balıkçısı ve Mavi Anadoluculuk
- Akımın mimarı kabul edilen Halikarnas Balıkçısı (Cevat Şakir Kabaağaçlı), Anadolu’yu kültürlerin merkez bölgesi kabul etti.
- Yunan kültürünün Anadolu uygarlığının öncüsü değil, izleyicisi olduğunu savundu.
Mavi Anadoluculuğun Çağdaşlaşma Görüşü
- Çağdaşlaşma adına Batı medeniyetinin düşüncesini almanın fayda sağlamayacağını savundu.
- Anadolu uygarlığının üstün olduğunu ve köklerine inilerek gelişim sağlanabileceğini savundu.
- Önde gelen temsilcileri: Azra Erhat, Sabahattin Eyüboğlu, Bedri Rahmi Eyüboğlu.
Anadoluculuk
- Anadoluculuk akımı mensupları, vatan ve millet kavramlarını yeniden yorumladı.
- Oluşum sürecini coğrafya merkezli ele aldılar.
- Aynı toprakta yaşayan, kader birliği yapan insanlar üzerinden değerlendirdiler.
- Bu görüş milliyetçiliği tarih ve kültür boyutunda ele aldı.
- Anadolu’nun tarihsel zenginliğinin Türk kültürünü bozmayacağını savundular.
- Tarihsel tezinde Anadolu’daki Türk tarihini esas aldılar.
- Kırsal hayatın ve kültürün korunmasını hedefleyen gelenekçi ve muhafazakâr bir çizgi izledi.
- Savunucuları Çığır, Millet ve Hareket dergilerinde fikirlerini yayımladılar.
Anadoluculuğun Eleştirileri ve Temsilcileri
- Anadolu toprakları üzerindeki Türk tarihini ve kültürel milliyetçiliği esas aldılar.
- Turancılık, İslamcılık ve Osmanlıcılık akımlarını eleştirdiler.
- Bu akımların Anadolu coğrafyasının gerçeklerini göz ardı ettiğini düşündüler.
- Önde gelen temsilcileri: Oğuz Arık, Nurettin Topçu, Mehmet Kaplan, Mümtaz Turhan, Osman Turan.
Hümanizm
- Avrupa’da görülen Rönesans hareketinin Türkiye’de de gerçekleşmesini savundular.
- Hümanist söylemler 1930’lu yıların ortalarında Yücel dergisinde başladı.
- Yazılar, eski Türk edebiyatından ilham alarak Türk edebiyatını yeniden şekillendirmeyi amaçladı.
- Türk hümanizması, edebiyat ve sanatı millîleştirmek gayesi güttü.
- Önde gelen temsilcileri: Yahya Kemal Beyatlı ve Yakup Kadri Karaoğmanoğlu.
Kadro Hareketi
- Temsilcileri, devletçilik anlayışına özgün bir yaklaşım gösterdi.
- Üçüncü dünya ülkelerine özgü bir devletçilik modelini benimsedi.
- Bunun gerekçesi Türkiye’de toplumsal sınıf bilincinin oluşmamış olmasıydı.
- Güçlü sermaye birikimi ve işçi sınıfının olmamasını da neden gösterdiler.
- Türkiye’de devlet-sınıf çatışması olmadığı için, sanayileşmeyle sınıfsız bir refah toplumu yaratılabileceğini savundular.
- Fikirleri Kadro dergisinde yayımlandı.
- Aydınların farklı tepkilerine neden oldu.
- Önde gelen temsilcileri: Şevket Süreyya Aydemir, İsmail Hüsrev Tökin, Vedat Nedim Tör, Burhan Asaf Belge, Şevki Yazman.
Atatürk Milliyetçiliği
- Kuvayımilliye ruhu, milleti birleştirerek Batılı devletlerin işgaline karşı Millî Mücadele’yi başlattı.
- Kuvayımilliye ruhu, Atatürk milliyetçiliğinin temellerini oluşturdu.
- Yapılacak inkılapların şekillenmesini sağladı.
- İlhamını Türk edebiyatı, sanatı, tarihi ve evrensel değerlerden aldı.
- Etnik, ırksal yaklaşımları reddetti.
- Kültüre dayalı milliyetçiliği temel esas kabul etti.
Atatürkçü Düşünce Sistemini Etkileyen Faktörler
- Okuduğu kitaplar fikir dünyasının gelişimini sağladı.
- Okul yıllarında Türk tarihiyle ilgilendi.
- Okuduğu kitaplar Türk tarih bilincinin oluşumuna katkı sağladı.
Atatürk’ü Etkileyen Yerli Aydınlar
- Namık Kemal’in Osmanlı Tarihi,
- Mehmet Emin Yurdakul’un şiirleri,
- Tevfik Fikret’in Rubab-ı Şikeste eseri,
- Ziya Gökalp’ın eserleri Mustafa Kemal’in duygu ve düşünce dünyasını zenginleştirdi.
Atatürk’ü Etkileyen Batılı Aydınlar
- Mustafa Kemal Batılı düşünürlerin eserlerini de okudu.
- Fransız Devrimi hazırlayıcılarından J. J. Rousseau’nun özgürlükçü ve cumhuriyetçi düşünceleri etkiledi.
- Montesquieu’nün adalet yaklaşımı etkiledi.
- Fransız edebiyatçı ve Aydınlanma Çağı düşünürü Voltaire’in özgürlük, eşitlik, bilimsellik, laiklik, akılcılık fikirleri zihninde yer edindi.
- Descartes’in yenilikçi yaklaşımı da etkiledi.
- Türkçülük ve Batıcılık akımları Mustafa Kemal’i derinden etkiledi.
Bir yanıt bırakın