Bu sayfada paylaştığımız İslam Bilim Tarihi Dersi ders notlarımız sayesinde tüm konulara hakim olacaksınız. Seçmeli İslam Bilim Tarihi Dersi 9. 10. 11. ve 12. sınıflarda seçmeli olarak okutulan bir derstir. Bu tarih ders notları Milli Eğitim Bakanlığı müfredatına uygun olarak hazırlandı. Bu yazımızda Seçmeli İslam Bilim Tarihi Dersinin 5. ünitesi olan X. Yüzyılda Bilimde Gelişmeler Ders Notunu paylaşıyoruz.
Sınıf: Seçmeli tarih
Ders: İslam Bilim Tarihi
Ünite: 5. ünite: X. Yüzyılda Bilimde Gelişmeler
İlgili yazılı: İslam Bilim Tarihi 1. dönem 2. yazılı
X. Yüzyılda Bilimde Gelişmeler
- X. Yüzyılda Siyasi Gelişmelerin Bilime Etkisi: 750 yılında kurulan Abbasi Devleti, zamanla çeşitli nedenlerle zayıflamaya başlamıştır.
- Zayıflama Nedenleri:
- Yetenekli yöneticilerin gelmemesi (Halife Mutasım sonrası)
- Devlet yönetiminde güçlü komutanların (emîrü’l-ümerâ) etkisi
- Fetihlerin durması ve ekonominin zayıflaması
- Uzak eyaletlerde otorite boşluğu ve Tavâif-i Mülûk adı verilen yerel devletlerin kurulması
- Tavâif-i Mülûk Devletleri: Bu devletlerden biri olan Büveyhiler (932-1055), Fatımilerin desteğiyle Sünni halifeliğinin merkezi Bağdat’ı ele geçirmişlerdir.
- Büveyhiler, Abbasi halifelerini sadece dini lider olarak görmüşler ve istedikleri halifeyi tahta çıkarmışlardır. Bu durum, İslam dünyasında siyasi ve fikri gelişmeleri olumsuz etkilemiştir.
- Şii Fatımiler Devleti (909-1171): Merkezi Kahire olan bu devlet, Sünni düşünceye karşı yeni bir güç olarak ortaya çıkmıştır. Abbasi halifeliğini hedef almış, kutsal topraklar başta olmak üzere Abbasi topraklarını ele geçirmek ve kendi görüşlerini yaymak istemiştir.
- Selçuklu Hükümdarı Tuğrul Bey, 1055 yılında Bağdat’a girerek Abbasi hanedanını Büveyhilerin egemenliğinden kurtarmış ve Abbasi halifesine büyük saygı göstermiştir.
- İlim ve Kültür Hayatının Canlılığı: Yönetimin Büveyhiler ve Fatımiler’in elinde olduğu dönemlerde bile ilim ve kültür hayatı canlılığını korumuştur.
- Şîraz, Rey ve İsfahan kütüphaneleri, en parlak dönemlerini Büveyhiler Dönemi’nde yaşamıştır.
- Kahire, Fatımiler Dönemi’nde İslam dünyasının önemli kültür merkezlerinden biri olmuştur. El-Ezher Üniversitesi de dönemin önde gelen eğitim kurumlarındandır. O dönemde Kahire Sarayı’ndaki kadar kitap dünyanın hiçbir yerinde yoktu.
İSLAM DÜNYASINDA ASTRONOMİ ALANINDAKİ GELİŞMELER
- İbrâhim b. Sinan b. Sâbit (öl. 946), ekliptik eğimin sabit olmadığı görüşünü savunmuştur.
- Ahmet b. Muhammed Es-Siczî (öl. 1024), X. yüzyılın sonlarına doğru Dünya’nın döndüğü tezini ilk öne süren bilim insanı olmuştur. Galileo’dan çok önce bu fikri savunmuştur. En önemli eseri Risâle fi’ş şekli’l katta’dır.
- Abdurrahmân es-Sûfî (903-986), sabit yıldızlar astronomisi konusunda temel bir eser olan Kitâbü Suveri’l kevâkibi’s sabite’yi yazmıştır.
- Abdurrahmân es-Sûfî, modern çağa etki eden üç büyük astronomi aliminden biridir. Batı bilim dünyasında farklı isimlerle tanınmaktadır. Batlamyus’tan sonra sabit yıldızların incelenmesi ve kataloglanmasında önemli rolü olmuştur.
- Dönemin ünlü astronomlarından Ebû Ca’fer el-Hâzin (öl. 971), icat ettiği Zîcü’s es-Safâ’ih adlı aletle gezegenlerin boylam derecelerini aritmetik hesaplamalar yapmadan ölçmeyi başarmıştır. Bu alet, Avrupa’da Äquatorium (Akuatoryum) adıyla XVI. yüzyıla kadar kullanılmıştır.
- Usturlap, astronomi tarihinde en yaygın ve tanınmış araçlardan biridir. MÖ IV-II. yüzyılda Yunanlarca bilinmesine rağmen İslam dünyasında VIII-IX. yüzyılda kullanılmaya başlanmıştır.
- İslamiyet’in yayılmasıyla birlikte kıble yönünün tayini, namaz ve oruç vakitlerinin belirlenmesinde kullanılmıştır.
- Usturlap; hesap makinesi, pusula, zaman ölçer ve uzaklık ölçer olarak kullanılabilen çok yönlü bir alettir.
MATEMATİK ALANINDAKİ GELİŞMELER
- Ebû Sehl el-Kûhî (öl. 990), bu yüzyılda matematik alanında önemli çalışmalar yapmıştır. Parabolik kubbenin hacmini basit bir yöntemle ölçmüş ve üçüncü derece eğrilerle ilgili çalışmaları sonucunda konik kesit çizimleri için özel bir pergel (barkâr tâmm) tasarlamıştır.
- Ebu’l-Vefâ el-Bûzcânî (940-998), geliştirdiği metotlarla sinüs (ceyb), tanjant (zıl) ve kotanjant çizelgelerini hesaplamıştır.
- Ebû’l Vefâ, geometride pergel kullanmayı prensip edinen ilk matematikçidir. Bilim tarihçileri, sekantın bilinenin aksine Kopernik tarafından değil Ebû’l Vefâ tarafından bulunduğunu belirtmektedirler. Ayrıca Antik Yunan ve Hint uygarlıklarında çözülemeyen denklemleri de çözmeyi başarmıştır.
TIP VE TIP TEKNOLOJİLERİ ALANINDAKİ GELİŞMELER
- El-Mecûsî (Ali ibn Abbas) (öl. 994)‘nin Kâmil es-Sınâ’a et-Tıbbiyye adlı eseri bu alandaki en önemli çalışmalardandır. W. Harvey’den yıllar önce kılcal damar kan dolaşımını keşfetmiştir.
- Ebû Zeyd Ahmed b. Sehl el-Belhî (849-934)‘nin Türkçeye Beden ve Ruh Sağlığı olarak tercüme edilen Mesâlih el-Ebdân ve-l-Enfüs adlı eseri de bu yüzyılın önemli çalışmalarındandır. El-Belhî, psikosomatik hastalıkların (ruhsal durumun hastalıklar üzerindeki rolü) erken dönem temsilcisi olarak kabul edilir.
- Endülüslü hekim Süleyman b. Hasan İbn Cülcül (öl. 994)‘ün 987’de yazdığı Tıp Tarihi (Tabakât el-Etibbâ ve-l-Hukemâ) adlı eseri, X. yüzyılın en önemli bilim tarihi kitaplarındandır.
- Modern optiğin babası olarak kabul edilen İbnü’l-Heysem’den sonra bu alanda yetişmiş en büyük bilim insanı el-Mevsılî (öl. 1010)‘dir. En önemli eserlerinden biri Kitab-ül-Müntehab Fî İlac-ıl Ayn” (Göz Tedavisi ve Kullanılan İlaçlar Kitabı) adlı eserdir.
- El Mevsılî’nin içi oyulmuş çukur bir tüple katarakt ameliyatı yapması, bilim dünyasında tanınmasını sağlamıştır. Kendi icadı olan metal bir iğne (günümüzdeki enjektöre benzer bir alet) ile yumuşak katarakt tabakasını sorunsuz bir şekilde ameliyat etmiştir.
- Dönemin ünlü cerrahlarından Endülüslü ez-Zahravî (936-1013), Kitâbü’t-Tasrîf adlı eserinde yaraların ateşle dağlanmasında, hayvanlar üzerinde yapılan deney ameliyatlarında ve kadavra teşrihinde (otopsi) kullanılan aletlerin resimlerine yer vermiştir. Zahravî’nin bu çalışması Batı’ya örnek teşkil etmiştir.
BEŞERÎ VE MATEMATİKSEL COĞRAFYANIN GELİŞİMİ
- İslam coğrafyasının temellerinin atıldığı Abbasiler Dönemi’nde, IX. yüzyılın ortalarında “Irak Coğrafya Okulu”, X. yüzyılda Orta Asya’da “Belh Coğrafya Okulu” açılmıştır.
- Belh İslam Okulu, çalışmalarını İslam coğrafyası üzerine yoğunlaştırmıştır. Irak Coğrafya Okulu ise genel ve tasvirî coğrafya alanına odaklanmıştır.
- Irak Coğrafya Okulu’nun en önemli bilim insanı el-Mes’ûdî (896-956)’dir. Seçkin bir tarihçi olmasının yanı sıra Orta Çağ Müslüman seyyahlarının önde gelenlerindendir. Birçok eser yazan el-Mes’ûdî’nin sadece Mürûcü’z-zeheb ve Me’adinü’l-cevher ile et- Tenbih ve’l-israf adlı eserleri günümüze ulaşmıştır. El-Mes’ûdî, dönemin coğrafyacılarına ait bilgileri deney ve gözlemler ışığında yeniden yorumlamıştır.
- Mes’ûdî’nin coğrafya açısından en önemli görüşü, bir bölgenin coğrafyasının o bölgedeki insan, hayvan ve bitki örtüsünü doğrudan etkilediği düşüncesidir.
- Belhî, Bağdat’ta Filozof Kindî’den ders almış, Orta Asya’ya döndükten sonra Suverü’l-ekalîm adıyla bilinen bir coğrafya kitabı yazmış ve ömrünün son dönemlerinde İslam ülkelerinin bölgesel haritalarını çizmiştir.
- Belh coğrafyacıları, coğrafi sınırları belirlenmiş ülke kavramını ilk defa kullanan Müslüman coğrafyacılardır. Bu okulun ilk temsilcisi el-İstahrî (öl. 957)‘dir. X. yüzyılın ortalarında tamamladığı ve “el-İstahrî’nin Dünya Haritası” adını verdiği harita, Arap coğrafyasında “el-Belhi Ekolü” olarak bilinir. İstahrî, Kitabü’l-Mesâlikü’l Memâlik adlı eserinde İslam coğrafyacıları arasında kabul gören “Yedi İklim” anlayışının aksine İslam ülkelerini 20 iklime ayırmıştır.
- Belh Coğrafya Okulu’nun ikinci önemli ismi İbn Havkal (öl. 988)’dır. Kitâbü Sûretu’l-Arz (el-Mesâlik ve’l-memâlik) adlı eserini 977’de tamamlamıştır. İbn Havkal, eserini İstahrî’nin çalışması üzerine inşa etmiştir.
- Belh Coğrafya Okulu’nun önemli temsilcilerinden biri de Makdisî (Mukaddesî, öl. 1000)’dir. En uzak İslam ülkelerine bile seyahatler yapmış ve Ahsenü’t-tekasîm fî ma’rifeti’l-ekalîm adlı bir coğrafya kitabı yazmıştır.
- Makdisî, sosyal, ekonomik ve kültürel alanlardaki çalışmaları ve kendine özgü yaklaşımıyla “erken dönem coğrafya“sını günümüzde “beşerî coğrafya” olarak adlandırılan bilim dalına çeviren kişidir.
- Müslümanlar, yıldız ve deniz yolları haritalarıyla yollarını bulabilmek için yeni bir yöntem kullanmışlar, boylamlar (meridyenler) ile enlemleri sabitleyerek küresel kartografiyi yaratmışlardır. Haritacılığın gelişmesinde stereografik iz düşümü tekniğinin kullanılması önemli ilerlemeler sağlamıştır.
Bir yanıt bırakın